Bu kadar çok duygusal olduğumun ilk kez farkına varıyorum, kitabın sonlarına doğru geldikçe yazmak isteyeceğim alıntıları dâhi yazamayacağımı anladım. Yazarın yazdığı her sözü sanki ben yaşamışım gibi hissettim ve ikinci kez tekrar okuyabileceğimi ya da yazmak isteyeceğimi hiç sanmıyorum. Aşk herşeye kadirdir sanıyordum. İki gencin farklı konumlarda yaşamış olması nasıl bu denli sorun olabilir anlamıyorum. Bende Diyarbakırlıyım, doğduğum yer burası, büyüdüğüm yer burası, şuan bu satırları bile ordan yazıyorum, Gülşah in yerinde olsaydım, istemeye geldikleri gün, ailemin beni düşünmemesi üzerine sevdiğim adamla birlikte o evden çıkardım. Bunca şeyi yaşamalarına dahası ömür boyu ayrı kalmalarına gerek yoktu. Şahin bu denli sevdasına sahip çıkarken Gülşah bunu şahin' e nasıl yaptı, gerçekten içim parçalandı. Bu hikâyeyi Gülşahdan değilde birde şahinden duyabilseydik keşke. Ben Gülşahtan daha çok ona üzüldüm açıkçası. Bir kalp bunu kaldıramaz ya, onca zorluktan sonra bunu hak etmedi şahin.
Bir diğer mevzu ise ailenin çocuklarına veremediği sevgi, şefkat, değer ailelerimizi biz seçmedik. Biz onların çocukları olduğumuz için bizi seviyorlar ya da Gülşah' ın da dediği gibi onları memnun ettiğimiz sürece bize sevgi gösterirler. Erkek çocukları için de aynı şey geçerli midir? diye sormak istesem bile, geçerli olmadığını tâbi ki de bilirim. Çünkü doğu toplumu her daim erkek çocuklarına laf söyletmezler. Bu acı ama gerçek var olan birşeyi gizlemenin bir anlamı yok, yeni nesillerimiz bu zincirleri kırdılar tâbi artık kız- erkek çocuk fark edilmeksizin sevildiğini yeni kuşaklar sayesinde görüyoruz. Onlara da teşekkür ederim. geleceğin anne adayı olarak okuduğum bu kitapla birlikte birkez daha din,dil, ırk, mezhep, kültür farketmeksizin benim canımdan olan bir canın kendi