Ali Okumuş

Ali Okumuş
@Aliokumuss
Türk Dili ve Edebiyatı - YL
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi
İzmir
43 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
Yalçın Armağan’ın İmkansız Özerklik Kitabına Bakış
9/10
·172 syf.··
2022 32. kitabı
Yalçın Armağan’ın İmkansız Özerklik Kitabına Bakış İmkansız Özerklik kitabı Yalçın Armağan’ın 2005-2007 yılları arasında Bilkent Üniversitesi Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Edebiyatı Bölümünde yazdığı Türk Şiirinde Modernizm adını taşıdığı doktora tezini tekrar gözden geçirdiği ve kitaplaştırdığı bir çalışmasıdır. Kitabın genel bağlamda amacı İkinci Yeni’nin doğuşuyla gelen modernizm karşıtı tepkiler ve bununla birlikte bu karşıtlığın altında yatan tarihsel sürecin kronolojik yöntemle tespit edilmesidir. Neden sonuç havasında işleyen kitabın bu yöntemiyle birlikte modernizm sürecinin zorluklarının tespiti güçlenmesine olanak sağlamıştır. İmkansız Özerklik üç bölümden ve bu bölümlerdeki çeşitli alt başlıklardan oluşmaktadır. Modernizmin sınırları, modernizmin Türk edebiyatındaki oluşumu ve Yalçın Armağan’ın modernizmin sonucu olarak göz kırptığı İkinci Yeni’nin oluşumu meseleleri bu bölümlerin genel hatları olmuştur. Yalçın Armağan bu kronolojik güzergahını oluştururken modernizm bağlamında Türk şiirde kırılmalar yaratan, etkisi kaçınılmaz olarak görülen şair ve şiir akımlarını odak almıştır. Bunun sonucunda ise 1850’li yıllarda hakimiyet kuran Tanzimat Şiirinden İkinci Yeni’ye kadar uzanan yol, İmkansız Özerklik ile birlikte Türk şiirine geniş bir perspektiften bakılmasına yol açmıştır. Kitabın, Modernlik, Modernzim ve Türkiye başlığını alan birinci bölümünde Modernizm meselesinin ne olduğu ve sınırlarının nerelere ulaştığı üzerine durulmuştur. Yalçın Armağan, modernizmin tam anlamıyla bir tanımı olamayacağını vurgular, hatta olası bir tanımlama modernizmin tabiatına ters düşeceğini söyler. Modernizm, süregelen faydacı sisteme bir başkaldırı olarak görülmüş, bu anlayışın yerini ‘kendi kendine yeten, amacı kendinde olan, özgöndergesel ya da özdüşünümsel’
Edebiyat
İmkânsız ÖzerklikYalçın Armağan · İletişim Yayınları · 201851 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
TATAR ÇÖLÜ'NDE 'BEKLEYİŞ'
8/10
·232 syf.··
2022 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2022 20:46
Bizi hayata tutan beklentidir. Yaşamak umut etmek ile anlamlı bir bütüne kavuşur. Beklentilerle yaşar ve ölürüz. Giovanni Drogo; bekleyişin, yalnızlığın, umudun, vazgeçememenin ve ‘alışkanlıkların uyuşturucu etkisinin’ insan üzerindeki portresidir. Dünya üzerinde önemli olabilme, değerli bir şeyler yapma ve dünyadan bu şekilde gitmenin kaygısını üstünde taşımaktadır. İnsan, kendi Bastiani Kalesi’ni yaratırken yaptığı tercihler ile yaşamak zorundadır. Kitapta geçen bir cümle bu durumu özetler niteliktedir. ‘’Belirli bir zamanda, arkamızda bir kapı kapanır ve bir şimşek hızıyla kilitlenir; geri dönecek zaman kalmamıştır.’’ İnsan, yaşamında bir şeyleri bekleyerek hayata tutunur. Ancak o tutunduğu duruma ulaştığında her şey olduğu gibi kalacak mı ? İnsanın beklentileri onu tatmin edecek mi ? Peki, Drogo’yu bekleme sebebi neydi ? ‘’onu diğer insanlardan üstün kılacak güzel bir yazgının, burnunun dibinde olduğuna ilişkin bir önsezi, içini neşeyle doldurdu.’’(S.93) İşte Drogo’nun diğer sıradan insanlardan kendisini ayıracak onlardan daha tutacak bir an yaşama umudunun başladığı noktadır burası. Giovanni Drogo’nun bir anı yaşama uğruna ömründeki tüm güzelliklerden vazgeçmesi; varoluşsal sancılarının sonucunda nasıl bir noktada olacak onu da okurlara bırakmak gerekiyor. Giovanni Drogo’yu kalede hapis eden duygu sadece bekleyişi değildir. Rekabetin, sıra dışı durumların olmadığı, tekdüze ve alışılmış hayatın olduğu bir yerde kendini değerli hissetme ve üstün görme durumu da karşımıza çıkmaktadır. Bu alışkanlıklardan kurtulamaz insan. Geri dönmek ya da başka bir yere gitmeyi düşünmek yararsızdır artık. Çünkü “Kargalar yuva yapar, kırlangıçlar gider.” (s. 62)
Edebiyat
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
DORİAN GRAY'DE PORTRENİN İŞLEVİ
10/10
·280 syf.··
2022 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2022 00:35
Dorian Gray'in Portresi kitabında 'Portre' üzerinden ruh yansıması, mahremiyet, kıskanma ve insanın günahlarıyla yüzleşme ve yüzleşememe işlevleri karşımıza çıkmaktadır. Mahremiyet işlevine bakalım. Kitabın başında Ressam Basil'in portre üzerine yaptığı bir konuşma dikkatimizi çekiyor. ‘’Hissedilerek çizilmiş her portre ressamın bir portresidir, modelin değil. Modelin orada bulunması yalnızca resmin yapılmasına yol açan rastlantı, bahanedir. Ressamın gözler önüne serdiği kişi o değildir; tersine, renkli tuvalin üzerinde açıklanan, ressamın kendi kişiliğidir. Bu resmi sergilemekten kaçınmanın nedeni şu ki resimde kendi ruhumun gizini ele vermiş olmaktan korkuyorum.’’(S.16) Sanatçı, kendi yaşantıları, yaşanmışları veya o an hangi duygu baskın çıkmışsa o duygu sanat eserine yansır . Ve böylelikle, bu ortamda doğan sanat eserleri, sanatçının ‘mahremiyeti’ ya da ‘kendi dünyası’ olacaktır. Bu mahremiyet durumu sanatçıyı, eseri paylaşmak istememe korkusuna itecektir. Kıskanma işlevine bakacak olursak Dorian Gray, portre bittiğinde portreyi görünce şunları söylemektedir. ‘’ Güzelliği ölmeyen her şeyi kıskanıyorum. Senin çizdiğin portremi kıskanıyorum. Benim yitirdiğim şeyi o niye saklasın ki! ‘’ Burada portre ‘zamanı hapsederek donduran bir işlev’ gördüğünden Dorian yaşlanmaktan korkar ve bununla birlikte sonsuza kadar genç kalacak kendi portresinden bile 'genç kalmayı' kıskanmaktadır. Kitabın ve portrenin en önemli işlevi Dorian, Siby Vane'i terk ettikten sonra ortaya çıkacaktır. Bu ayrılığın sonucunda eve gelen Dorian kendi portresindeki değişiklikleri görecektir. Bu değişiklikler şöyle tarif edilmektedir. ‘’ Titreşimli, coşkulu güneş ışığı Dorian’a ağzın uçlarındaki acımasız çizgileri gösteriyordu, korkunç bir iş yaptıktan sonra aynaya bakarmışçasına açık seçik.’’
Edebiyat
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201899bin okunma