Şükrü Erbaş’ın Kuş Uçar Kanat Ağlar kitabını okurken en çok hissettiğim şey, insanın kendi içine doğru yaptığı o sessiz yolculuktu. Bu kitap bana göre sadece şiirlerden oluşan bir eser değil; insanın içindeki yalnızlığı, sevgiyi, kayıpları ve hayatın ağır tarafını anlatan derin bir iç konuşma gibi.
Şükrü Erbaş’ın dili çok sade ama bir o kadar da insanın içine dokunan bir güce sahip. Okurken bazı dizelerde durup düşünme ihtiyacı hissediyorsunuz. Çünkü anlatılan şeyler aslında hepimizin hayatından bir parça taşıyor: büyümek, sevmek, kaybetmek ve biraz da yalnız kalmak.
Bu kitapta beni en çok etkileyen şey, insanın kırılgan tarafını bu kadar samimi bir şekilde anlatabilmesi oldu. Sanki şair, herkesin içinde sakladığı ama çoğu zaman söyleyemediği duyguları kelimelere dökmüş. Okudukça bazı dizelerin insanın içinde uzun süre kaldığını fark ediyorsunuz.
Benim için Kuş Uçar Kanat Ağlar, insanın kalbine dokunan, insanı biraz hüzünlendiren ama aynı zamanda düşündüren bir kitap oldu. Okuyup bitirdikten sonra bile bazı cümleleri zihnimde dönüp durdu. Bence bu da bir kitabın gerçekten iz bırakabildiğini gösteren en güzel şey.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!