Mahallede aşağılanıp, horlanan çelimsiz çocuklar gibiyim.
Oyunlara ancak adam eksik olduğunda kabul edilen beceriksiz çocuklar gibi.
Hayata katılmakta güçlük çekiyorum.
Benim mevsimim sonbahar.
Sokakların tenhalaşmaya başladığı vakitler.
Tek kişilik oyunlar ustasıyım ben. .
Tek kişilik özlemler, tek kişilik acilar ustasıyım.
Ben yağmuru arıyorum.
Ben yağmuru arıyorum.
Ben yağmuru arıyorum.
Ben seni arıyorum
Hafifçe başımı kaldırıp baktıktan sonra tekrar bakışlarımı öne eğdim.
Bütün gece onunla vakit geçirmeyi isterdim ama olmadı.
“Geceliğin... Geceliğin çok güzel... Yakışmış gerçekten.
Lacivert güzel duruyor üstünde.”
İstanbul yanıma usulca sokulup öpücük kondurdu boynuma.
"Üzgünüm... Gitmeliyim."
Ben sabah ışığını arıyorum.
Ben sabah işığını arıyorum.
Ben sabah ışığını arıyorum.
Ben seni arıyorum
Dışarıda yorgun bir sonbahar havası var.
Ağaç dipleri yaprak mezarlığına dönüyor. Üşüyen sevgili için kaşkolunu çıkarıp, onun zarif boynuna sarma zamani.
Bir sahil kenarı çaycısına sığınma vakti. Bulutlar bir şeyler anlatmaya çalışır böyle zamanlarda.
Ben bulutların dilinden anlamam. O yüzden sık sık yağmur yağar ben dışarı çıkınca. Şimdi bütün bunların önemi yok. Önemi yok şimdi bütün bunların.
Ben umut arıyorum.
Ben umut arıyorum.
Ben umut ariyorum.
Ben seni arıyorum.