Sakın aldanma cihana olmasun sende gurur
Ne kadar devlet bulursan kendözüni eyle mûr
Her ne denlü derd ü mihnet kim gele eyle kabul
Hiç işitmedün müi kim dünya degül cây-ı sürûr
Eyleme kibr ü hased merdud olan şeytana bak
Zühdüne tayanma gel gör noldı Bel'âm-ı Ba'ûr*
Sabr kıl kim sabr ile dirler koruk helva olur
Gitmesün hergiz dilünden zikrün olsun yâ Sabûr
Çirk-i dünya ile olmışdur mülevves bu gönül
Cehd kıl tevhidile anun yirine tola nur
Tac ü taht ü zur-i bazuya,Muhibbi bakma gel
Hiç bilür misün ki şimdi kandedür Behram-ı Gûr**
MUHİBBİ
* Hazreti Msa zamanında yaşayan İsm-i Azam duasını bildiği ve her duası kabul olduğu halde yoldan çıkan meşhur kişi
** V.Behram, 421-438 yılları arasında Sasani İmparatorluğu'nun hükümdarıydı.
Sakın dünyaya aldanma olmasın sende gurur
Ne kadar mamur olsan da özün karınca gibi olsun
Her türlü derdi ve sıkıntıyı kim gelip kabul etsin
Hiç işitmedin mi dünya mutlu olma yeri değildir
İslam'ı genellikle ''Allah'ın kullarına buyurduğu emirle ve Allah'a karşı görevlerimiz'' olarak tanımladığımızdan,dinin çok önemlibir boyutunu gözden kaçırıyoruz: muemelat. Yani iman ve ibadetler dışında kalan o geniş alanı kast ediyorum.Yani çevremizle ve kullarla ilişkiler,yani aslında dinin dünyaya ve kullar arasındaki hukuka taalluk eden büyükçe bir kısmı.
Zihinlerde bu bağlantı koptuğu içindir ki beş vakit namazlı bir insan, trafikte kul hakkını hiçe sayan bir canavara dönüşebiliyor. Ve din böyle tanımlanmadığı içindir ki takva sahibi bir kardeşimiz randevularına ve vakte hiç riayet etmeyebiliyor. Şuurumuzda dinin kurallarına yönelik tarafı pek işlenmediği içindir ki ibadetlerinde son derece hassas insanlar kullara karşı kaba,acımasız veinsafsız olabliyor.Örnekleri çoğaltmak mümkün.Çoğalttığımız her bir örnek,bir başka yaramıza denk düşüyor maalesef.
Okuduklarımızı muhakkak başkalarıyla paylaşacağız,yayacağız,değerlendireceğiz,müzakere edeceğiz. Bu kitap özeti çıkarmak veya küçük denemeler yazmak şeklinde olabileceği gibi, arkadaş gruplarında sohbet etmek veya çevremize mini seminerler vermek şeklinde olabilir. Velhasıl, mutlaka okuduklarımızdan başka isanların da feyizlenmesini sağlayacak bir yol bulacağız.Her kitaptan, hayata dair somuta bir netice çıkarmak,okuduklarımızı kalıcı hale getirmenin belki de en keskin yoludur.Bunu akıldan hiç çıkarmayacağız.
Anlatıldığına göre bir gün Yahya İbn-i Zekeriyya(a.s) şeytan ile karşılaşır.İblisin kucağında bir tomar yular vardır.Hz. Yahya ona;''Bunlar nedir?'' diye sorar.Şeytan ''Bunlar insanoğullarını avlamama yarayan azgın nefsi arzulardır.'' diye cevap verir.
Hz.Yahya ''Aralarında bana ait bir şey var mı ?'' diye sorar.Şeytan;''Hayır yok,yalnız sen bir gece yemeği fazla kaçırmıştın da seni namazdan alıkoyduk '' karşılığını verir.
Bunun üzerine Hz.Yahya;''Öyleyse bundan sonra hiçbir zaman doyasıya yememeye kesinlikle karar veriyorum.'' karşılığını verir.
Bu durum ömründe bir gece yemeğinin ölçüsünü kaçıran içindir,buna karşılık ömründe bir gece bile açlık hissetmeyen ve buna rağmen kendini ibadet heveslisi sayan kimsenin haline ne dersiniz.