Alisya Carmen

Alisya Carmen

, bir kitap okudu
Puan vermedi·159 syf.·
Beğendi
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2021 00:00
·
2021 3. kitabı
Maya Angelou
8.4/10 · 221 okunma
Reklam
Başkanlar, günümüzde bakanlarına danışmakla birlikte büyük katliama bu yıl mı, yoksa gelecek yıl mı başlanacağı­na bir tek kendi iradeleriyle karar verirler. Akıllarına estiğinde milyonlarca insanı ölüme gönderme konusunda hiçbir söylevin kendilerini engelleyemeyeceğini bilirler. Hatta bu barışçıl tartışmaları büyük bir zevkle dinler, destek verir ve onlara katılırlar… Not: günümüzde de farlı değil hiç bir zaman farlı olmamıştı zaten ve gelecekte de olmayacak …
Sayfa 140·Kitabı okuyor
Yanlışlık, hukukçu aydınların hem kendilerini hem de başkalarını kandırarak kitaplarında, hükümeti olduğu gibi, yani başka insanları sömüren bir insan topluluğu değil de bilimin söylediği gibi yurttaşların tümünü temsil eden bir topluluk olarak göstermesinden kaynaklanıyor. Bunu o ka­dar uzun zaman iddia ettiler ki, en sonunda kendileri de bu söylediklerine inandılar; ve onlara hükümetlerin adil olma­ları zorunluymuş gibi geldi. Ancak tarih gösteriyor ki Sezar' dan Napolyon'a, Napolyon'dan Bismark'a kadar hükümet, özünde hep adaleti ihlal eden güç olarak davranmıştır, başka türlüsü de olamaz. Şiddet uygulamak üzere kandınlmış ve yetiştirilmiş ve bu konuda kullanılmaya hazır insanlan -askerleri- emrinde bulunduran ve onlar aracılığıyla başka­ larına egemen olan kişi ya da kişiler için adaletin hiçbir bağlayıcılığı olamaz. İşte bu yüzden, hükümetler bütün güç­lerini ve bütün yetkilerini borçlu olduklan bu yetiştirilmiş kölelerin (askerlerin yani evladlarınızın ) sayısında indirime gitmeye yanaşmazlar. Yanlışlık, hukukçu aydınların hem kendilerini hem de başkalarını kandırarak kitaplarında, hükümeti olduğu gibi, yani başka insanları sömüren bir insan topluluğu değil de bilimin söylediği gibi yurttaşların tümünü temsil eden bir topluluk olarak göstermesinden kaynaklanıyor. Bunu o ka­ dar uzun zaman iddia ettiler ki, en sonunda kendileri de bu söylediklerine inandılar; ve onlara hükümetlerin adil olma­ ları zorunluymuş gibi geldi. Ancak tarih gösteriyor ki Sezar' dan Napolyon'a, Napolyon'dan Bismark'a kadar hükümet, özünde hep adaleti ihlal eden güç olarak davranmıştır, başka türlüsü de olamaz. Şiddet uygulamak üzere kandınlmış ve yetiştirilmiş ve bu konuda kullanılmaya hazır insanlan -askerleri- emrinde bulunduran ve onlar aracılığıyla başka­ larına egemen olan kişi ya da
Sayfa 139·Kitabı okuyor
Avrupa'da yılda 60.000 intihar olayının meydana gelmesi bizleri şaşırtıyor, oysa bu sayı sadece bilinen ve kayda geçmiş rakamlardır, Rusya ve Türkiye bunun dışındadır. Tam tersi­ ne intihar sayısının bu kadar az olmasına şaşırmak gerekir. Çağdaşımız olan her insanın, yaşamı ile bilinci arasındaki çelişki anlaşılacak olursa, derin bir umutsuzluk içinde oldu­ğu görülür. Uygar insanın varlığını dolduran modern yaşam ile bilinci arasındaki tüm öteki çelişkilere değinmeden, sürek­li silahlı barış durumu ile kendi Hıristiyanlığını gözden geçir­mesi bile bir insanı umutsuzluğa düşürmeye, aklından şüphe etmesine, nihayetinde de bu barbar ve çılgın dünyadaki ya­şamdan vazgeçmesine yeterde artar. Bütün öteki çelişkilerin özünü oluşturan bu çelişki öylesine korkunçtur ki, bunu be­ nimseyerek yaşamak ancak bunun üzerinde düşünülmediği ya da bu unutulduğu takdirde mümkündür.
Sayfa 125·Kitabı okuyor
Onca bilimsel keşfe rağmen Avrupa, Ortaçağın en berbat, en barbar dönemlerine benzer bir durumda bulunuyor. Herkes, ne savaş ne de barış hali olan bu durumdan şikayetçi ve bundan kurtulmak istiyor. Devlet liderlerinin hepsi barış istediklerini belirtiyor ve barışçı olduklarını en şatafatlı biçimde ilan etmek­te birbirleriyle yarışıyorlar. Aynı gün ya da ertesi gün, silahların arttırılması konusunda parlamentoya yasa tasarıları sunuyor ve buna gerekçe olarak da, barışı güvenceye almak amacıyla önle­yici tedbirler almayı gösteriyorlar. Ama bizim istediğimiz böyle bir barış değil. Ve uluslar bunu yutmuyor. Gerçek barış karşılıklı güvene dayanır, oysa bu kor­kunç silahlanmalar açıkça devletler arasında düşmanlık değilse bile gizli bir güvensizlik olduğunu ortaya koyuyor. Samimi duy­gularını dostça belirtmek isteyen bir adamın, elinde dolu bir si­lahla, aralarındaki anlaşmazlıklan görüşmek üzere komşusunu evine davet ettiğini bir düşünün…:(
Sayfa 125·Kitabı okuyor
Reklam