Alisya Carmen

Alisya Carmen

, şu anda okuyor
10/10
·%34 (119/350 syf.)·
Beğendi
Lev Tolstoy
7.9/10 · 152 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Uluslararası hukuk profesörü Kont Komarovski anılarında "Her türlü çelişkinin bolca bulunduğu bir zamanda yaşı­yoruz," diyor, ''her ülkenin basını uluslar arasında barışın gerekliliğinden değişik tonlarda söz ediyor ve bunu hararetle arzuluyor. Ve şöyle devam ediyor: “Hükumet yetkilileri, resmi ve özel organlar bunu istedikleri­ni açıkça beyan ediyorlar; parlamentoda, diplomatik yazışmalar­ da, hatta devlet antlaşmalarında bundan söz ediyorlar. Barış herkesin ağzında, buna rağmen hükumetler her yıl daha çok si­lahlanıyorlar, yeni vergiler getiriyorlar, yeni borçlara giriyorlar, böylece akılsız politikalarımızın hatalannı düzeltmeyi gelecek kuşaklara bırakarak borçlarını büyük ölçüde arttırmış oluyor­lar. Söylenenler ile yapılanlar arasında ne keskin bir çelişki var böyle. Tabii, hükumetler silahlanmalarını ve bütçe açıklarını haklı çıkarmak için bütün bunların tamamen savunma amaçlı olduğunu iddia ediyorlar! Tarafsız bir insanın anlamadığı ve an­layamayacağı karanlık nokta şudur: Bütün büyük güçler, poli­tikalarında sırf savunmayı öngörüyorlarsa o zaman saldırı han­gi taraftan gelecek? Oysa şurası kesin ki bu güçlerin her biri her an ötekilerine saldırmaya hazır vaziyette. Genel güvensizliğin nedeni işte budur, her bir devlet askeri alanda öteki devletleri geçmek için olağanüstü bir çaba içindedir: Savaş meydanında en hatırı sayılır kitleyi kim oluşturacak. Böyle bir rekabetin kendisi savaş tehlikesini arttırmaya ye­terlidir. Uluslar bu durmadan artan silahlanmayı sonsuza dek sürdüremezler, eninde sonunda savaşı içinde bulunduklan geri­limli ortama ve sürekli savaş tehdidine tercih edeceklerdir. Öyle ki sudan bir bahane bütün Avrupa'yı bir uçtan öbür uca savaş ateşinin içine atmaya yetecektir. Böyle bir krizin, belimizi büken siyasi ve ekonomik musibetlerden bizi
Sayfa 119·Kitabı okuyor
Gümrükleri ve gümrük vergisini gereksiz buluruz ama buna rağmen ödemek zorunda kalırız. Hükümetin bir sürü idari kurumunu ayakta tutmak için yaptığı harcamaları ge­ reksiz buluruz; Kilise'nin verdiği vaazları zararlı buluruz ama yine de bu kurumların giderleri için payımıza düşeni ödemek zorunda kalırız. Mahkemeler tarafından verilen malı­ kurniyet kararlarını zalimce ve adaletsiz buluruz ama bu adaletsizliğe katılmaya zorlandığımızda tepkisiz kalırız. Top­raktaki mülkiyet dağılımını kötü ve adaletsiz buluruz, ama buna boyun eğmek zorunda kalırız. Ordunun ve savaşın ge­rekli olduğunu kabul etmeyiz ama savaş giderleri ve askeri birliklerin bakımı için gerekli korkunç mali yükü kaldırmak zorunda kalırız. Ne var ki bu çelişki, uluslararası meselelere döndüğümüz­ de yüzleşrnek zorunda kaldığımız ve insana aklını yitirtebile­cek ve hatta insan ırkının sonuna yol açabilecek çelişkinin yanında bir şey değildir. Bahsettiğim, Hıristiyan vicdanı ile savaş arasındaki çelişkidir.
Sayfa 117·Kitabı okuyor
Eski dünya insanları hatta ortaçağ insanları bile insan­Iarın eşit olduğuna inanmıyorlardı, gerçek insanların yalnız­ca Persler,Yunanlılar, Romalılar ya da Frenkler olduğuna inanıyorlardı; ama bizler bütün bunlara inanamayız, çağı­mızda da aristokrasiyi ve yurtseverliği savunmak için onca çaba harcayan bu insanların kendileri de söylediklerine i­nanmazlar ve inanmıyorlar. Hepimizin bildiği ve bilmezden gelemeyeceği gibi, bu dü­şünce hakkında hiçbir şey okumamış, hiçbir şey duymamış olsak da, atmosferdeki Hıristiyan duyarlılıkları gayri ihtiyari soluyup etkilenerek bunu söze dökmemiş olsak da, her nere­ de oturuyor olsak da, hangi dili konuşsak da, bir tek Tanrı’ nın evlatları olduğumuzu tüm kalbirnizle biliyoruz; hepimiz kardeşiz, hepimiz ortak Tanrımız'ın yüreğimize ektiği sevgi yasasına tabiyiz.
Sayfa 111·Kitabı okuyor