Alivari

Cin Suresi
وَاَنَّهُ تَعَالٰى جَدُّ رَبِّنَا مَا اتَّخَذَ صَاحِبَةً وَلَا وَلَداًۙ “Şüphesiz Rabbimizin kudret ve azameti pek yücedir. O, ne eş ne de çocuk edinmiştir.” Cin 3 وَاَنَّهُ كَانَ يَقُولُ سَف۪يهُنَا عَلَى اللّٰهِ شَطَطاًۙ “Şüphesiz ki bizim sefihimiz (İblis), Allah hakkında yalan ve zulüm olan şeyler söylüyormuş.” 4 وَاَنَّا ظَنَنَّٓا اَنْ لَنْ تَقُولَ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلَى اللّٰهِ كَذِباًۙ “(Oysa) hiç şüphesiz bizler, insanların ve cinlerin Allah hakkında yalan söylemeyeceğini sanıyorduk. (Kur’ân’ı dinleyince, Allah’ın eşinin ve çocuğunun olmadığını, insanların ve cinlerin yalan söylediğini gördük.)” 5 وَاَنَّهُ كَانَ رِجَالٌ مِنَ الْاِنْسِ يَعُوذُونَ بِرِجَالٍ مِنَ الْجِنِّ فَزَادُوهُمْ رَهَقاًۙ “Hiç şüphesiz insanlardan bazı adamlar, cinlerden bazı adamlara sığınırdı, (insanların cinlere sığınması, cinlerin) azgınlığını arttırırdı.”<p> <sup> <i>Ayete iki şekilde mana verilebilir. Birincisi mealde zikrettiğimiz anlam, ikincisi de: “Kendisine sığınılan cinler, insanların azgınlık ve sapıklığını arttırdı.” şeklindedir. İnsanların Allah’a (cc) şirk koşma şekillerinden biri; cinleri tazim, onlara sığınma, onlardan korunmak için onlara kurban kesme, gayb bilgisine vakıf olmak için onlarla irtibata geçme, onlar aracılığıyla büyü yapma, muska gibi şeylere cin isimleri ve tılsımlar yazarak cinlerden fayda umup zararı defetmelerini talep etmektir. Ayrıca şirkin tanımı, çeşitleri ve müşriğin akıbeti için bk. 4/Nîsa, 48.</i></sup></p> 6 وَاَنَّا ظَنَنَّٓا اَنْ لَنْ نُعْجِزَ اللّٰهَ فِي الْاَرْضِ وَلَنْ نُعْجِزَهُ هَرَباًۙ “Kesin olarak anladık ki yeryüzünde Allah’ı aciz bırakamayız. Ve O’ndan kaçarak da O’nu aciz bırakamayız.” 12 وَاَنَّا لَمَّا سَمِعْنَا الْهُدٰٓى اٰمَنَّا بِه۪ۜ فَمَنْ يُؤْمِنْ بِرَبِّه۪ فَلَا يَخَافُ بَخْساً وَلَا رَهَقاًۙ “Hiç şüphesiz,
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Nuh Suresi
فَقُلْتُ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ اِنَّهُ كَانَ غَفَّاراًۙ “Dedim ki: ‘Rabbinizden bağışlanma dileyin. Çünkü o (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) Ğaffâr’dır.’ ” Nûh 10 يُرْسِلِ السَّمَٓاءَ عَلَيْكُمْ مِدْرَاراًۙ “(İstiğfarınıza karşılık) üzerinize gökten bolca yağmur yağdırır.” 11 وَيُمْدِدْكُمْ بِاَمْوَالٍ وَبَن۪ينَ وَيَجْعَلْ لَكُمْ جَنَّاتٍ وَيَجْعَلْ لَكُمْ اَنْهَاراًۜ “Size mallar ve çocuklarla yardımda bulunur, sizin için bahçeler ve nehirler var eder.” 12 مَا لَكُمْ لَا تَرْجُونَ لِلّٰهِ وَقَاراًۚ “Size ne oluyor da Allah’a gerektiği şekilde saygı göstermiyorsunuz/Allah’tan hakkıyla korkmuyorsunuz!” 13 وَقَالُوا لَا تَذَرُنَّ اٰلِهَتَكُمْ وَلَا تَذَرُنَّ وَداًّ وَلَا سُوَاعاًۙ وَلَا يَغُوثَ وَيَعُوقَ وَنَسْراًۚ “Ve dediler ki: ‘Sakın ha ilahlarınızı bırakmayın. Ved, Suva, Yeğus, Yauk ve Nesr’i de bırakmayın.’ ”<p> <sup> <i>İbni Abbas (ra) şöyle demiştir: “Nuh kavminin putları daha sonra Arapların putları olmuştur... Bunlar Nuh kavminden salih kişilerin adlarıydı. Onlar vefat edince şeytan, onların kavimlerine oturdukları meclislerde putlar dikmelerini ve bu putlara bu isimleri vermelerini fısıldamıştı. Böyle yaptılar. Onlar vefat edinceye kadar bunlara ibadet etmiyorlardı. Onlar helak olup ilim ortadan kalkınca, insanlar bunlara ibadet etmeye başladılar.” (Buhari, 4920)</i></sup></p><p> <sup> <i>İbni Cerir (rh) der ki: “Muhammed b. Kays (rh) şöyle demiştir: ‘Bu kişiler Âdem (as) ve Nuh (as) arasında yaşayan salih bir kavimdi. Bu kişilerin kendilerini takip eden tabileri vardı. Onlar vefat edince kendilerini takip eden arkadaşları dediler ki: ‘Biz onların resimlerini çizersek bu, hatırladığımız zaman bizi ibadet etmeye teşvik edici bir şey olur.’ Sonra onların resimlerini çizdiler. O nesil vefat edip başka bir nesil
Me'âric Sûresi
اِنَّ الْاِنْسَانَ خُلِقَ هَلُوعاًۙ Şüphesiz ki insan, helu’ (sabırsız/aceleci, bencil) olarak yaratılmıştır. Me'âric 19 اِذَا مَسَّهُ الشَّرُّ جَزُوعاًۙ Ona bir şer dokundu mu (sabredip ecrini Allah’tan beklemez), vaveylayı koparır. 20 وَاِذَا مَسَّهُ الْخَيْرُ مَنُوعاًۙ Ona bir hayır dokundu mu cimrilik edip (başkalarıyla paylaşmaz). 21 اِلَّا الْمُصَلّ۪ينَۙ Ancak namaz kılanlar hariç. 22 اَلَّذ۪ينَ هُمْ عَلٰى صَلَاتِهِمْ دَٓائِمُونَۖ Onlar ki namazlarında süreklidirler. 23 وَالَّذ۪ينَ ف۪ٓي اَمْوَالِهِمْ حَقٌّ مَعْلُومٌۙ Onların mallarında belli bir hak vardır. 24
Hakka suresi
اِنَّا لَمَّا طَغَا الْمَٓاءُ حَمَلْنَاكُمْ فِي الْجَارِيَةِۙ Hiç şüphesiz, su taştığında sizleri gemide biz taşıdık. Hâkka 11 لِنَجْعَلَهَا لَكُمْ تَذْكِرَةً وَتَعِيَهَٓا اُذُنٌ وَاعِيَةٌ Ta ki onu size hatırlatma/öğüt kılalım ve kavrayan kulaklar onu kavrasın (onunla amel etsin ve sonradan gelenlere aktarsın diye.) 12 خُذُوهُ فَغُلُّوهُۙ (Buyrulur ki:) “Onu tutun ve bağlayın.” 30 ثُمَّ الْجَح۪يمَ صَلُّوهُۙ “Sonra da onu cehenneme atın.” 31 ثُمَّ ف۪ي سِلْسِلَةٍ ذَرْعُهَا سَبْعُونَ ذِرَاعاً فَاسْلُكُوهُۜ “Sonra da onu yetmiş zira’ uzunluğunda bir zincire vurun.” 32 اِنَّهُ كَانَ لَا يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ الْعَظ۪يمِۙ “Çünkü o, büyük olan Allah’a iman etmezdi.” 33
kalem suresi
اِنَّ رَبَّكَ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنْ ضَلَّ عَنْ سَب۪يلِه۪ۖ وَهُوَ اَعْلَمُ بِالْمُهْتَد۪ينَ Şüphesiz ki Rabbin, yolundan sapanları da hidayet üzere olanları da en iyi bilendir. Kalem 7 وَلَا تُطِـعْ كُلَّ حَلَّافٍ مَه۪ينٍۙ Çokça yemin eden değersiz kimseye itaat etme. 10 هَمَّازٍ مَشَّٓاءٍ بِنَم۪يمٍۙ Sürekli ayıplayıp (gıybet yapan) ve (insanların) sözlerini taşıyan, 11 مَنَّاعٍ لِلْخَيْرِ مُعْتَدٍ اَث۪يمٍۙ Hayra engel olan, haddi aşan, çok günah işleyen, 12 عُتُلٍّ بَعْدَ ذٰلِكَ زَن۪يمٍۙ Kaba-saba/zorba sonra da nesebi belli olmayan, 13 اَنْ كَانَ ذَا مَالٍ وَبَن۪ينَۜ Mal ve çocuk sahibi olmuş diye, 14