Ölümün sizi tehdit etmesi gibi bir durum büyük bir lütuf: Hiç durmaksızın yazdım durdum, çünkü yazmam gerekenleri bitiremeden öleceğimi sanıyordum. Felaketle sonlandığında o eser daha büyük olmaz mı? Ölümün ağzımdaki tadı bana hem bir yön çizdi hem de cesaret verdi. En önemlisi bana kendim olma cesaretini verdi.
Kutsal olan gerçekler değil, kişinin kendi gerçeği için çıktığı arayıştır! Kendi kendini sorgulamadan daha kutsal bir şey olabilir mi? Kimilerine göre benim felsefi çalışmalarım kaygan bir zemine oturtulmuş: Görüşlerimde sürekli kaymalar oluyormuş. Ama kaya gibi sağlam bir sözüm var: “Neysen o ol.” Gerçekler olmadan kişi kim ya da ne olduğunu nasıl keşfedebilir?
Benim de kara dönemlerim vardır. Kimin yoktur ki? Ama ben onlara sahibim, onlar bana değil. Onlar hastalığımla değil, benim varlığımla beraberler. İsterseniz şöyle diyelim. Onlarla beraber yaşama cesaretini gösterebiliyorum.