"Bazen hakikat vahşidir."
İnsanı ızdıraplar içinde bırakan şeyin kalabalıklar arasında yalnız kalmak olduğunu söylerler. Peyami Safa , kitapta kişinin asıl yalnızlığının kendine karşı olduğunu karakterler üzerinden eşsiz ruh analizleriyle yansıtmış. Çünkü kalabalıklar arasında da olsan kendini tanıyabildiğin sürece yalnızlık çok da acı vermez insana hatta zamanla ona yönelirsin.
"Eski usuldür ama ben faydasını kendi üzerimde çok görmüşümdür. İnsanın en kolay aldatabildiği budala, kendi kendisidir."
Aynı evde de yaşasan , ailen bile olsa herkes farklı hayatlar yaşar. Her insan bir limandır, bazılarının dalgaları sonradan vurur kıyıya.
Mefaret, Aydın , Samim, Besim, Selmin, Ferhat, Meral...
Peyami Safa; ruh, aşk, toplum gibi görüşleri farklı karakterler üzerinden farklı bakış açılarıyla insanın kendi hayatından da izler görebileceği bir şekilde tabiri caizse muazzam bir şekilde anlatmış.
Selmin, aşkla intikam arasında gelgitlerinden dolayı ailesine büyük bir oyun oynamış, özellikle Mefaret'i yani annesini acımasız bir şüphe bataklığı içerisinde bırakmış, zamanla o bataklığa kendisi de saplanmıştır. Kitapta kadınlara ithaf edilen bazı sözler rahatsız etse de dönemi itibariyle denilecek pek bir şey yok.
Meral, Selmin' in arkadaşı, Ferhat'ın kardeşi, Samim'in sevdası...
Söylediği yalanlara herkesten evvel kendi aldandı.
İçinde yaşadığı karmaşa ve belirsizlik söylediği yalanlarla beraber onu sonu olmayan bir labirente düşürdü. Samim, onu ne kadar kurtarmaya çalışıp bahsettiği birinci Meral'i yaşatmaya çalışsada Meral, sonunda buhranlara sürükleyen alev misali büyük sıkıntılar arasında çırpındı durdu .
Samim, beni en çok düşündüren karakterdi. Zaten kitapta yazarın kendisini yansıttığı karakterde oydu bi noktada .
İç muhakemesi , olaylar üzerindeki düşünceleri, bakış