Alper Kaan Selçukoğlu

Alper Kaan Selçukoğlu
@AlperSelcukoglu
Bilgi tutkunu. Bilim yazarı, anlatıcısı. "De-extinction" terimini "Türdiriltimi" olarak Türkçeye kazandırma sürecini başlatan kişi.
7/10
·296 syf.·
2025 23. kitabı
Nevil Shute
7.9/10 · 417 okunma
Reklam

Alper Kaan Selçukoğlu

, bir kitabı okumaya başladı
Robert Graves
8.9/10 · 599 okunma
10/10
·304 syf.··
2025 17. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2025 19:06
Uzun zaman sonra okuduğum en etkileyici olay örgüsüne sahip post-distopik bir roman oldu. Yazarın üslubu ve yayınevinin çevirisinin kalitesi de kitaba güzellik katan ek unsurlar oldu. Kitap, büyük bir nükleer savaştan sonra ayakta kalmayı başaran bir toplumun yapısını gözler önüne seriyor. Savaşın yıkımından sonra oluşan bu yeni dünya düzeninde, toplumun büyük bir kısmı kendini dine adamış ve özgür düşünceye, eski teknolojilere karşı derin bir düşmanlık geliştirmiş durumda. Modern bilime ve teknolojik ilerlemeye duyulan nefret, yaşanan felaketin sorumlusu olarak bunların görülmesinden kaynaklanıyor. Ancak bu karanlık tabloda, Bartorstown adında bir yerleşim bölgesi farklı bir efsane gibi dolaşıyor. Savaş öncesi teknolojilere ve bireysel özgürlüklere karşı hoşgörülü olduğu söylenen bu kasaba, halk arasında neredeyse bir mit haline gelmiş. Gerçekten var olup olmadığı bile bilinmiyor; sadece fısıltılarla, söylentilerle yaşıyor. Romanın kahramanları ise çocukluktan beri, insanın en derin ve belki de en tehlikeli duygularından biri olan merakın peşine takılmış durumda. Bartorstown’un izini sürüyor, onu bulmayı hayatlarının amacı haline getiriyorlar. Ancak sonunda ulaştıkları yer, hayal ettikleri ütopya olmaktan oldukça uzak çıkıyor. Bana kalırsa, kitabın ahlaki mesajı etkileyici ve evrensel. Elimizdeki herhangi bir gücün varlığı, onun iyi ya da kötü olduğuna karar vermez. Asıl belirleyici, o gücü nasıl kullandığımızdır. Bu kitap özelinde bu güç, atom enerjisi. Atom gücü, hem bir enerji kaynağı hem de bir yıkım aracı olabilir. Hangi yöne çevrileceği ise tamamen insan iradesine, seçimlerine ve ahlaki pusulasına bağlıdır.
Uzak YarınLeigh Brackett · İthaki Yayınları · 2021166 okunma
10/10
·454 syf.··
2025 18. kitabı
·
271 günde okudu
·
Okunma: 13 Temmuz 2025 23:11
Bu kitap başlarda beni oldukça şaşırttı ve zaman zaman sıkıcı geldi. Hem konuyu hem de karakterleri anlamakta zorlandım, bazen nereye varacağını bile kestiremedim. Ancak kitabın sonuna geldiğimde hissettiklerim bambaşkaydı. Mahfuz’un kurduğu dünya, özellikle alegorileri beni derinden etkiledi ve büyüledi. En çok Arif karakteri üzerinde düşündüm. Arif, bilim ve aklı temsil eden bir figür olarak ortaya çıkıyor. Roman boyunca onun toplum için bir umut ışığı haline gelişi, insanlığa bir yol gösterici olarak sunulması, bilimin kurtarıcı bir güç olup olamayacağı sorusunu akla getiriyor. Ancak Mahfuz burada önemli bir noktayı vurguluyor. Bilim, Tanrı’nın yerini almak isteyen bir güç değil. Kitabın sonunda Cebelavi, yani Tanrı, Arif’e yani bilime kin beslemeden ölür. Bu bana, Tanrı’nın aslında insanı öğrenmeye ve düşünmeye teşvik ettiğini hatırlattı. Kur’an’daki “oku” emri bunun güzel bir örneği olarak görülebilir. Buna rağmen Mahfuz’un asıl gösterdiği şey, toplumların tarih boyunca hep liderlerinin arkasına saklandığı ve kendi başlarına düşünmekten kaçındığı. Bu yüzden bilim, tek başına toplumu dönüştürecek bir güç haline gelemiyor. Arif, bir noktada halk için bir kurtarıcı gibi yükseliyor, ancak baskıya, adaletsizliğe ve yoksulluğa karşı koyamıyor. Çünkü bilim ancak insan iradesi, ahlak ve toplumsal sorumlulukla birleştiğinde bir anlam kazanabiliyor. Yoksa yalnız kalıyor, etkisizleşiyor ve trajik bir figüre dönüşüyor. Mahfuz’un bu mesajı bence zamansız ve evrensel, çünkü sadece bilim değil, hiçbir güç insan çabası olmadan dünyayı değiştiremez.
Cebelavi Sokağı'nın ÇocuklarıNecib Mahfuz · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20202,572 okunma
Reklam