Türk Ocakları Genel Merkezi'nin MEB'nın Son Düzenlemesiyle İlgli Basın Bildirisi
Bilindiği gibi, Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı İlköğretim Genel Müdürlüğü, 12.09.1997 tarih ve 6368 sayılı yazısı ile ilköğretim okullarının haftalık ders çizelgesini yeniden düzenlemiş bulunuyor. Her düzenlemenin, alınan her tedbirin iyiye, doğruya, güzele ve faydalıya yönelik olması aklın ve mantığın gereğidir. Fakat, ne yazık ki, mantıki ve akli yaklaşımlar Türkiye'de bir türlü benimsenip sergilenemiyor. Dolayısıyla atılan her adım ve mevcut durumu daha iyi bir seviyeye getireceği iddiasıyla alınan her tedbir, çözüm üretmek ve faydalı olmak yerine, bir süre sonra kendisi sıkıntı kaynağı haline geliyor.
İlköğretim Genel Müdürlüğü'nün söz konusu düzenlemesi, işte bu türden bir girişim olmaktan, mevcut eğitim sistemini daha da verimsiz kılmaktan ve milli menfaatleri arka plana itmekten öte fazla bir mana ifade etmiyor. Yeni düzenleme, ilköğretim okullarının 6. ve 7. sınıflarında okutulmakta olan haftada 2'şer saatlik "Milli Tarih" ve "Milli Coğrafya" derslerini, haftada 3 saatlik "Sosyal Bilgiler" dersi adı altına birleştirmekte; ilköğretimin 4. sınıfından itibaren ise haftada 4 saatlik bir yabancı dil dersi öngörmekte; buna karşılık, bu milletin hem ana ve hem de resmi dili olan Türkçe'yi haftada 6 saatten 5 saate indirmektedir.
Milli Eğitim Bakanlığı'na hakim olan bugünkü zihniyetin, "milli" kelimesinden öteden beri rahatsızlık duyduğu bilinmeyen bir husus değildir. Dolayısıyla, söz konusu girişimin maksadını anlamak mümkün olmakla birlikte, bu uygulamadan Türk milletinin istiklalinin teminatı olan gençliğin tamamının etkilenecek bulunması, meseleye ilgisiz kalmayı imkansız hale getiriyor.
Bütün kamuoyu ile birlikte, ülkenin siyasi ve idari kaderini ellerinde
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yok edilmemiş düşman mağlup sayılmaz! Vaclav Havel'in kulakları çınlasın, hele şu 20'nci yüzyılın son günlerinde darağacı görmedikten sonra siyasi hayatta kimin ne olacağı hiç belli olmaz
... Eşime yazdığım 13 Şubat 1961 tarihli mektupta, Washington'un 20 kilometre kadar uzağındaki "Bargain City" denilen ticaret merkezini ve o merkezdeki eşya bolluk ve çeşitliliğini anlatırken şöyle demiştim: "Böyle şeyleri gördüğüme memnun olacak yerde, içime bir hüzün çökmesin mi? Önce memleketimizin fakirliğini, içinde yaşadığımız çaresizliği, iki metrelik soba teli için saatlerce taban teptiğim günleri düşündüm." (Yine de uygun bir şey bulamayıp, eğilip bükülmez bakır bir elektrik teliyle idare etmek zorunda kalmıştır."