Alperen Akarslan

Alperen Akarslan
@AlperenAkarslan
Gidiyorum gündüz gece… düştüm bir dünyaya yol belli değil yatarım yatarım gün belli değil.
İnsan
Hayat
Ankara
Dünya, 27 Ağustos
41 okur puanı
Mart 2022 tarihinde katıldı
Bozkırkurdu hakkında
Kahramanımız haller kendisi hakkındaki incelemeyi okur bazen defalarca Ölümü ister ama bir yandan da korkar Hatta ölüm çeşitlerini de değerlendirir Asmalı mı kendini İlaç mı içmeli Yoksa atlamalı mı bir yerden Hatta ilacı dener ama zehirlense de bir kusma ile ölümü atlatır En son ciddi ölüm yöntemlerinden biri olan ustura ile bileklerini kesmeyi düşünür Ama ciddi sebepler buldukça içindeki hayvanla çocuk münakaşaya girer korku galip gelir bir türlü ölüm konusunda kendini ve içindeki benlikleri tam ikna edemez hala içinde birşeyler yaşamı arzulamaktadır Derken yolda bir cenaze ile karşılaşır Cenaze katılan insanlar üzerinden hayat telaşı ile beraber yapmacıklıkları ve iki yüzlülüklerini temaşa eder Derken profesöre rastlar evlerine ziyarete gider Artık okumayı kendini geliştirmeyi burjuvazi takılmayı da bırakmıştır Orada goethe nin gözünde canlandırdığından farklı bir tablosuna takar kafayı bu da bir öfkelenme nedeni olur Radyodaki anarşist hallerdan yakınan profesöre sonunda onun kendisi olduğunu söyler Radyoda aşağılanmasının nedeni barış yanlısı olmasıdır Oradan geçmiş hayatına orta direk ekonomik hayatla gelen iyi kötü refah seviyesine okuduğu meydan okuma ile sokaklara atar kendini eve gidip te ölüm duygusu ile yüzleşmek istemez ve meyhane meyhane dolaşır sonunda kara kartal diye bir yere gider ve orada ilginç bir kadınla tanışır kadın onu küçümser dalga geçer onun kadar okumuş entelektüel olmasa da başka şekilde kendisini anladığını söyler kadın ne dese yapar onun ferahlığını da duyar kadın orda kalmasını hatta kestirmesini kendisini beklemesini de söyler rüyasında goethe ile cebelleşir goethe ona kendisini ve hayatı fazla ciddiye aldığını söyler ve kahramanımız kadına tutulur resmen hayatın tadına varır ve o anları ortamı kadını bırakmak istemez ondan söz alır
Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Seradan Zamana
Seradan zamana . . . İşte bir sera, seracılık ve tarihi derken, Roma’da hobi bahçesi gibi kullanılan, ortaçağda ve özellikle sanırım soğuk bir coğrafya olduğundan İskandinavya’da keşfedilen meyve duvarlarından, gelişe gelişe sera bahçelerine evrilmiş günümüzdeki haline bürünmüş bir teknoloji, arayışımız bir gerçekliğin sanatla ilgisi, daha çok görselden alınan ilhamla sözlü. . . Türk edebiyatında Kaside şairlerine kaside-sera denirmiş, bakalım derken Serâyî Divanı ile karşılaştık, ırkçı değilim, tarihin ötesinde insanlık namına bakmak isterim sanata, edebiyata, her tür beşeri esere ama topraktan bedene can veren Allah işte yaşadığı toprakla kendini özdeşleştiren türklerin bu coğrafyasından çıkan birinin eseri olduğunu öğrenince, işte menşeini belirtmesi açısından diyelim, fazla uzatmayım, hoş Osmanlı’da divan edebiyatı ile meşgul bu kişi kendini ne kadar Türk görmekteydi ona da sormak lazım da tabi, neyse, bir türk kütüphanesinde rastlaştık ona demek isterdim, ama Avusturya’ya gitmek zorunda kalıyoruz. II. Bayezid dönemi şairlerinden olan Serâyî Divanı’nın tek nüshası Avusturya Millî Kütüphanesi Mixt. 1446’da kayıtlıdır. Bilinen bir şair değildir, bilinen tek eserin orjinali de yabancı bir kütüphanededir. 15.yy şairi olup, İkinci Bayezit-Yavuz Selim devirlerinde yaşamıştır. Bu şair ile ilgili bilgileri Kolunsağ, İbrahim araştırması ve eseri ile Türkçe’ye kazandırmıştır. Derken doğrudan sera, seracılıkla ilgili bir eser var mıdır, veya bu temanın işlendiği bir eser, salt bir internet araştırmasında tabi bulmak ne mümkün, serapla ilgili birşeyler bulsakta isim olarak kullanılması açısından üç beş eser ile aşağıdaki dizelere rastladık ve sonunda zamanı sorgularken bulduk kendimizi birden, zaman ilginç bir konu zihnim 3 boyuta alışıkken zaman boyutunu hala oturtmaya
2. değerlendirmem
İki şehrin hikayesi, kısa versiyonunu okumaktan gelen kolaya kaçmacılığın verdiği vicdan azabından mı, büyük puntolarla yazılı 112 sayfayı 2 saatte bitirmiş olmamdan mı bilmem ama, okumaya verdiğim uzun aradan sonra okuduklarımı hafızada fazla tutamadan yapılan okuma ile beraber kitabın hissettirdikleri önde gitmişti bende, aklımda kalanlardan ziyade. Bu nedenle zaman geçtikçe ve düşündükçe hisler düşüncelere gebe oldu, kitabın tadı, bıraktığı tortu, demlendikçe kelama dönüşür oldu ben de ikinci bir değerlendirme yazmak istedim. İki şehrin hikayesi; Bu kitap, iktidar türlerini, vergi mefhumunu, köylülerle, soylular gibi ekonomik sınıfları ve aralarındaki kin, nefret, haset, kıskançlık, rekabet, hor görme, güçlü olunca karşı yanı ezme, ötekileştirme, nefret, intikam vs. hislere de dem vuran bir yapıt, 10 larca sayfadan sonra son 10 sayfada, idam mahkumu Charles Darney yerine geçen başka bir kahraman var kitapta. Belki çoğu incelemede bu kişi üzerine düşünülmez ama bu kişi gizli bir erdem gösterirken tüm dünyaya tarih sonrasına zamana bir mesaj da vermek istemektedir. Ancak müsaade edilmez ona. Sahte Evremonde, gerçek Carton giyotine çıkmadan önce son arzusunu yazmak için kağıt kalem istedi. Ama vermediler. Eğer izin verselerdi herhalde şunları yazardı : “Suçsuzları ölüme gönderenler! Kötü günlerin ve bu karanlıkların elbet sonu gelecek. Gerçek özgürlüğe kavuşmak isteyenler mutlaka kazanacak. Artık bir daha göremeyeceğim Lucie ve Doktor Mannette, İngiltere’de barış ve mutluluk içinde yaşar umarım. Lucie’nin ömrünün sonuna kadar beni hatırlamasını umut ederim. Ruhum şimdi huzur bulacak.” Derken Charles Dickens, 1859 yılında yazdığı bu romanda Fransız ihtilali eşliğinde insanlık tarihindeki sınıfsal çatışmalara, erki elinde tutanların yasa adı altında kıydıkları masum
İki Şehrin Hikayesi
Reprise (Tekrar/2006) Filmi üzerine
Kız arkadaş karizmatik olur mu Hayır güzel sevimli seksi, hoş olur aptal olur güzel olur ama karizmatik olmaz Peki kim hoş ister kimse İlginç biri ister Sana ana akımın dışına çıkan birşey önerdi mi Hiç dinlemediğin bir müzik veya okumadığın kitap öğretti mi Tek bildikleri rol yapmak öğrendiyse eski sevgilisinden babasından öğrenmiştir Erkekler ise uzun ilişkide uyuklaşır, yavaşlar, burjuvazi züppelere dönüşür yavaş yavaş müzik dinlemeye izlemeye okumaya, aramaya bile vakit bulamazlar. Başarıyı bulunca sevgilisinden ayrılan riyakarlar Erik, Kitabı basılacak haberi alınca Lilliandan ayrılmak istemesi Pariste philip sevgilisi ile hoş vakit geçirirken bir kaza üzerine psikolojik rahatsızlıklarının açığa çıkması ve ilişkide takıntılı biri halini alması Ayrılmaları 7 ay sonra Oslo da buluşmaları Ayrıldıktan sonra Kötü hissetmek Ama aramanın iyi olmayacağını söylemeleri Keşke herşeye sıfırdan başlasak Derken sadece sıradan bir vedalaşma Wittgenstein Hayattaki önemli/Güzel şeyler kelimelerle değil, müzikle ifade edilir. Philip çok sessiz ve içine kapanıktır, kız arkadaşına da soğuktur, onun kendisine sıcak davranmasına karşılık vermez ve uzaklaştırır
Film
“heyecanların ötesindeki bitime ramak kala modundaki gerçeklikte araftayım…”