Tarihçi bir hikâye anlatırken tarihsel gerçekliğin kendine özgü
bir niteliğine dayalı bir zorunluluğa uyar. Bu bugün genelde kabul
gören bir şey değil. Günümüz tarihçileri, adeta kendilerine "ozan"
filan denmesinden korkuyormuş gibi tarihin bir bilim olduğunu
söyleme telaşıyla bütün vurguyu bilimsel usullere ve açıklamalara
yüklerken anlatma ihtiyacının rolünü azımsamaktadırlar. Yakın bir
tarihte parlak bir Amerikalı tarihçinin tarihçi meslektaşlannı bu eğilime karşı uyarmış olması manidardır. "Çoğumuz", diyor J. H. Hexter, "analiz ve argümantasyonla o kadar meşgulüz ki bir hikâyeyi
nasıl anlatmak gerektiğini, hatta işin aslına bakılırsa tarihçinin asıl
işinin bir hikâye anlatmak olduğunu unutma tehlikesiyle karşı karşıyayız."
Sayfa 52 - Metis Yayınevi