Alper

Alper
@Alperysa
Doğa, hayvanlar ve huzur
Fakat ilk değerlendirme çok daha doğruydu. Gürültüyü koparanlar genelde halkın sevgisini, kaba ve çirkin de olsa popüler olan her şeyi övmek ve sürdürmek olarak anlayan sözüm ona yurtseverlerdi. Tehlikeyi görmemek için çölde başını kuma gömen deve kuşu gibiydiler. Kafaları kumdan çekildiğinde ise sinirleniyorlardı.
Sayfa 85·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Snellman ülkede nüfusun ana bölümünün eğitimsiz kalmasını bir devlet suçu, soygun, kendini yok etme ve kendi kendini aşağılama olarak görüyordu. Vahşi kabilelerin, toprak zenginliklerini kullanmadıkları için fakir, sefil yaşadıkları ve yok olmaya mahkûm oldukları söylenirdi. Ancak Snellman'a göre ülkedeki herkesin fiziksel, zihinsel ve ruhsal güçlerini kullanmaya karşı kayıtsız kalması, beceriksiz ya da isteksiz davranması vahşetlerin en büyüğüydü.
Finlandiya halkının aydınlanmasında Pierre d'Amiens gibi olmak istiyor, her yerde şu sözleri söylüyordu: "Ülke halkının çoğunluğunun bilgisizliğine ve edepsizli-gine tahammül etmek ayıp, kültür meşalesinin aydınlattığı herkesin seyirci kalması ise suçtur. Devlet denilen varlık, üst katları geniş pencereli, yüksek tavanlı geniş aydınlık odalara sahip, alt ve bodrum katlarında ise kasvetli, nemli, dar, neredeyse tamamen penceresiz, büyük bir kale gibi görünmemelidir."
Sayfa 77·Kitabı okudu
"Halk sarhoştur. İnsanlar tembel, çalışmak iste-miyorlar. İnsanlar kaba, açgözlü, acımasız," denir ve en ini yecerdikeri şeyin sabır olduğu söylenir. "Açlık çekiyor, donuyor, pislik içinde yaşıyor, yine de şikâyet etmiyor, sab-rediyor." Herkes halkın sabrını övüyor, hayranlık duyuyordu. Halkın sabrı kutsallaştırılmıştı. İsa Mesih'in dini de bir sabır dinine dönüştürülmemiş miydi? Snellman bu sabır saplantısına bozuluyor, her iki tarafa da kızıyordu. Kendileri için tüm özgürlükleri, kolaylıkları ve zenginliği isteyen, halka ise en ağır yoksunluklara katlanmanın gerekli olduğunu öneren üst sınıflara kızgındı. Dayatılan bu mecburiyete hoşgörü gösterdikleri için kitlelere de öfkeliydi. Halkın düşünce uyuşukluğuna, yok-suluklara, sarhoşluğa ve adaletsizliklere, maddi ve manevi sefalete alışıp razı olmalarına kızıyordu. "Milyonlarca insan sığır gibi pis ve miskin bir hayat sürüyor," diyordu Snellman kızdığı zamanlar. "Düşündük-leri tek şey mideyi doldurmak." Sakinleşince ise, "Ama suçlanacak tek taraf halk mı?
Sayfa 76·Kitabı okudu
Anne ve babalar, çocuklarınıza makul ve sevgiyle işlenmemiş bir terbiye vermeyip kendi haline bırakmayın. Bu suç sayılması gereken, ahlaksız bir davranış olur. Çocuk yetiştirmek sadece aile içindeki bir mesele değildir. Bu bir toplum ve devlet meselesidir. Memurlar ihmalkâr olur, Bakanlar birer siyasi cambaz, milletvekilleri ise halkın sırtından geçinen şarlatanlar. Okullar yeni nesillerin akıl ve kalplerinin kuruduğu yere dönüşür. Basının bir sokak yosmasından farkı kalmaz. Ve kitlelerin karnı tok ya da aç olsun, üst sınıflara karşı nefreti, yabancı gördükleri her şeye karşı intikam ve yıkım duyguları giderek daha çok büyür.
Sayfa 42·Kitabı okudu