"Halk sarhoştur. İnsanlar tembel, çalışmak iste-miyorlar. İnsanlar kaba, açgözlü, acımasız," denir ve en ini yecerdikeri şeyin sabır olduğu söylenir. "Açlık çekiyor, donuyor, pislik içinde yaşıyor, yine de şikâyet etmiyor, sab-rediyor."
Herkes halkın sabrını övüyor, hayranlık duyuyordu.
Halkın sabrı kutsallaştırılmıştı. İsa Mesih'in dini de bir sabır dinine dönüştürülmemiş miydi?
Snellman bu sabır saplantısına bozuluyor, her iki tarafa
da kızıyordu.
Kendileri için tüm özgürlükleri, kolaylıkları ve zenginliği isteyen, halka ise en ağır yoksunluklara katlanmanın gerekli olduğunu öneren üst sınıflara kızgındı.
Dayatılan bu mecburiyete hoşgörü gösterdikleri için
kitlelere de öfkeliydi. Halkın düşünce uyuşukluğuna, yok-suluklara, sarhoşluğa ve adaletsizliklere, maddi ve manevi sefalete alışıp razı olmalarına kızıyordu.
"Milyonlarca insan sığır gibi pis ve miskin bir hayat
sürüyor," diyordu Snellman kızdığı zamanlar. "Düşündük-leri tek şey mideyi doldurmak."
Sakinleşince ise, "Ama suçlanacak tek taraf halk mı?