“Demek ki konuşmalarımızın yolu öyle bir tür ve yönde olmalıdır ki, felsefenin konu edindiği şey, bizim kendimizi ilgilendirsin, bizi özümüzde etkilesin (nous touche).
Ancak böylelikle felsefe duyumsamaların, duygulanmaların ve duyguların işi olmayacak mıdır?
"Güzel duygularla kötü edebiyat yapılır." "C’est avec les beaux sentiments que l’on fait la mauvaise littérature."{1} André Gide’in bu sözü sadece edebiyat için değil, daha çok felsefe için geçerlidir. Duyguların, en güzelleri dahil, felsefede yeri yoktur. Duygular, söylendiği gibi, irrational (akıl-dışı) birşeydir. Buna karşın felsefe sadece rational (akla-uygun) birşey değil, ayrıca ratio’nun (aklın) asıl yöneticisidir.”