Çoğu zaman unutulmuştur ki, eğer ilerleme, insan doğasının gelişimi ise, sorulması gereken soru, medenileşmiş modern insanın, aynı şartlar altında atalarından daha iyi davranıp davranmayacağıdır. Baştan çıkarıcılığın, cezbediciliğin yokluğu, gelişim gibi görünebilir; fakat bu ilerleme ile kastettiğimiz şey değildir. Eski bir atasözü der ki: Şeytanın ölü taklidi yapmak gibi zekice bir numarası vardır. Aynı baştan çıkarılmalara maruz kaldığımızda, ata-larımızdan daha insancıl, daha anlayışlı veya adil ya da daha az zalim olduğumuzdan şüpheliyim.
...
Daha sonra şu sonuca vardık: ne bilim ne de tarih; bilgi, tecrübe ve yaşam araçları biriktirmek dışında, insanlığın ilerlediğine inanmak için hiçbir haklı neden vermemiştir. Bu birikimlerin değeri ise tartışmasız değildir.
Antikçağda Krates, Pherekrates, Antisthenes ve Lucretius'tan, modern zamanda Rousseau, Walt Whitman, Thoreau, Ruskin, Morris ve Edward Carpenter'a kadar, uygarlığa yönelik saldırılar daha sıklaştı. Ben, bu aşırı uçlardaki kişilere katılamıyorum. İnsanoğlunun biriktirdiği tecrübe ve muhteşem keşiflerinin önemi çok büyüktür. Ben sadece, bunların insan doğasında gerçek bir ilerleme teşkil edemeyeceğine ve gerçek bir ilerlemenin yokluğunda, bu kazanımların yüzeysel ve riskli olup kendi yıkımımıza yol açabileceğine -tıpkı kimyadaki yeni keşiflerin kolaylıkla olabileceği gibi- işaret etmek istedim.
Gelişim Fikri - W.R. Inge (1920)