Kayhan T.

Monarşinin prensibi en yüksek unvanlar en yüksek kölelik nişaneleri haline geldiğinde, halkların büyük adamlara duyduğu saygı yok olduğunda ve bu büyük adamlar keyfi idarenin alçak birer maşası haline geldiğinde bozulur.
Sayfa 147 - T. İş Bankası KY·Kitabı okudu
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Fakat güce sahip herkesin bu gücü istismar etme eğiliminde olduğu öteden beri tecrübe edilen bir gerçektir. Kişi, sınırlarla karşılaşana kadar gücünü istismar eder. Erdemin dahi sınırlara ihtiyaç duyduğu akla gelir miydi! Gücün istismar edilmemesi için öyle bir düzenleme yapılmalıdır ki, güç gücü durdursun.
Sayfa 197 - T. İş Bankası KY·Kitabı okudu
Yargılama gücü, yasama ve yürütme gücünden ayrı olmazsa yine özgürlük yok demektir. Yargılama gücü yasama gücüyle birleşirse, vatandaşların canı ve özgürlüğü üzerinde sahip olunan güç keyfi hale gelecektir, zira hâkim bu durumda yasa koyucu olacaktır. Yargılama gücü yürütme gücüyle birleşirse, hâkim bir zorbanın gücüne sahip olabilecektir.
Sayfa 199 - T. İş Bankası KY·Kitabı okudu
Şu üç güç, aynı kişinin veyahut önde gelenlerden veya asillerden veya halktan oluşan aynı kurumun elinde olursa her şey mahvolur: kanun yapma gücü, kamu kararlarını yürütme gücü ile suçları veya şahıslar arasındaki anlaşmazlıkları yargılama gücü.
Sayfa 199 - T. İş Bankası KY·Kitabı okudu
Avrupa'daki krallıkların çoğunda yönetim ılımlıdır, zira ilk iki güce sahip olan prens, üçüncü gücü uyruklarına bırakır. Üç gücün de sultanın elinde olduğu Türklerde ise korkunç bir istibdat hüküm sürmektedir. Üç gücün birleştiği İtalya cumhuriyetlerinde özgürlük, bizim monarşilerimize kıyasla daha azdır. Yönetim ayakta kalabilmek için Türklerdeki kadar şiddetli yollara başvurmak zorundadır.
Sayfa 199 - T. İş Bankası KY·Kitabı okudu