Kayhan T.

İnanç ve akıl bölgeleri bu sınırlarla birbirinden ayrılmazsa, dini meselelerde akla hiç yer kalmaz ve dünyadaki çeşitli dinlerde bulunan aşırı fikirler ve seremoniler artık suçlanamaz. Çünkü akıl karşısında inancı aşırı biçimde övmek, bence, insanoğluna hükmeden ve onu bölen neredeyse tüm dinleri dolduran saçmalıkların nedeni olabilir. Çünkü insanlara dinle ilgili şeylerde akıllarına danışmamaları yönünde bir prensip öğretilmiştir. Tüm bilgilerinin prensiplerine ve aklıselime bariz biçimde ters olsa da hayallerini ve tabii batıl inançlarını serbest bırakırlar ve böylece öyle garip fikirlere ve aşırı uygulamalara sürüklenirler ki, aklı başında bir kişi onların ahmaklıklarına şaşırıp kalır; onların ağırbaşlı, iyi bir insan için saçma ve saldırganca olduğunu düşünmeden edemez ve büyük ve bilge Tanrı tarafından kabul edilmekten çok uzak oldukları hükmünü verir. Böylece bizi hayvanlardan ayırması ve akıllı yaratıklar olarak kendine özgü biçimde vahşiler karşısında yüceltmesi gereken din, insanların en akıldışı olduğu ve hayvanlardan bile akılsızca davrandıkları bir alan haline gelir. Credo, quia impossibile est (İnanıyorum çünkü imkânsız) sözü iyi bir insan için bir gayret gösterme esprisidir ama insanlar için fikirlerini veya dinlerini seçmek için çok kötü bir kuraldır. İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Deneme - John Locke
Sayfa 887 - Kapı·Kitabı okudu
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Bu yüzden onlar (Kraliyet Cemiyeti) deneyleri yönetti, geliştirdi ve deneyler hakkında hükümler verip tahminlerde bulundular. Ama sonunda, bu işte ve gözetiminde oldukları tüm diğer işlerde, cemiyetin çok fazla kaygılandığı bir konu daha var ve bu da konuşmalardaki tavırdır; konuşmalardaki tavra çok dikkat edilmezse konuşmanın gösterişli ve ağdalı hali yüzünden amaçlarının tüm ruhu ve canlılığı kısa zamanda tükenir. Gereksiz ve çok konuşmanın hastalıklı etkileri birçok sanatı ve mesleği çoktan boğmuştur; öyle ki, mutlu bir hayatın vasıtalarını ve çürümenin sebeplerini düşündüğümde önceden söylediklerimden caymaktan çekiniyorum; huzur ve iyi huylar için öldürücü bir etkisi olduğu için belagatin tüm medeni toplumlardan uzaklaştırılması gerektiği sonucuna varıyorum. Bu fikre tamamen eğilimli olmamamın sebebi bu silahın kötüler kadar iyiler için de kolayca tedarik edilebilir olmasıdır; bu adamlar bu silahı fırlatıp atar, diğerleri de muhafaza ederse, erdemin korumasız masumiyeti her durumda kötülerin silahlı hainliklerine maruz kalacaktır. (...) Bu sahte mecazların ve figürlerin elimizdeki bilgilere getirdiği sisleri ve belirsizlikleri sinirlenmeden kim seyredebilir? Daha kârlı ve zor bilimlerde kaç ödül, güzel konuşmanın basit gösterişi yüzünden kaptırıldı! Bu adil öfkeye kapıldığımdan dolayı, bazı yazarların ve hatiplerin büyük gördüğü tüm bu sözde gizemlerin sığlığını ele vermekten kendimi alamıyorum. Birkaç kelimeyle, insanoğlunun çalışmaları içinde hiçbir şeyin dünyada bunca gürültü çıkaran bu kusurlu deyim bolluğu, bu metafor hileleri, bu dil çabukluğu kadar kolay elde edilemeyeceğini söylemeye cüret edeceğim. Ancak sözlerimi boşa harcıyorum, çünkü kötülük bugün öylesine yerleşmiş ki, kimi suçlayacağımızı veya reforma nereden başlayacağımızı bilmek çok zor. Bu güzel
Sayfa 847 - Kapı·Kitabı okudu
Bilgiyi takip ederken çok fazla kendine güvenmemek ve kendi hükümlerinden çok kuşku duymamak, ne her şeyi anlayabileceğimizi ne de hiçbir şey anlamayacağımızı düşünmemek çok faydalıdır. Her şeyde kendi hükmünden şüphelenen ve gerçeği ararken kendi anlayışının güvenilmez olduğunu düşünen kişi kendi bacaklarını kesmiş ve başkaları tarafından oraya buraya taşınmasına sebep olmuş demektir; gülünç biçimde başkalarının bilgilerine muhtaç kalır ve muhtemelen bu bilgiler işine yaramaz... Diğer yandan, kendi anlayışının her şeyi anlamaya yeteceğini düşünen kişi, doğa kendisine kanat vermemiş olsa da kendi hayali kanatları üzerine oturmuştur ve böylece anlaşılamaz gerçeklerin geniş boşluğunda, sadece İkarus masalında gerçekleşebilecek bir maceraya atılmıştır ve kendisini uçurumun dibinde bulacaktır. Günlük - John Locke
Sayfa 846 - Kapı·Kitabı okudu
Bu kadar samimi ve ihtirastan uzak bir dostluk ve böylesi umutsuz bir dönem için üzerinde çalışılacak doğa felsefesinden daha uygun bir alan olabilir miydi? Her zaman teolojik bir soruyla karşılaşmayı kendi kişisel eğlenceleri olarak görüyor ve halkın da bu sorular konusunda aşırıya kaçmasını pek sevmiyorlardı; sonsuza kadar hükümetle ilgili konularla ilgilenmek veya ülkenin sorunlarını düşünmek melankolik bir durumdu; bu nedenle, onları mutlu edebilecek tek şey doğayla ilgilenmekti. Doğa konusunda tefekkür etmek zihinleri geçmişten uzaklaştırır, günümüzdeki talihsizlikleri unutturur ve halkı mutsuz eden en büyük şeyleri fethetmelerini sağlar; diğer yandan insanı ve insan ilişkilerini düşünmek bize binlerce farklı rahatsızlık getirir. Doğa ise bizi asla ölümlülerin ihtilaflarıyla ayırmaz, bize düşmanlaşmadan farklılaşma fırsatı verir ve bir İç Savaş'a neden olmadan birbirine zıt şeyler hayal etmemizi sağlar. İşlerinin izin verdiği kadar sık toplanıyorlardı: toplantıların gidişatını genelde söylevler değil eylemler belirliyordu; çoğunlukla kimya veya mekanik konusundaki oturumlara katılıyorlardı: sabit bir yöntemleri yoktu, çünkü niyetleri birbirleriyle keşifleri hakkında daha fazla iletişim kurmaktı ve bunu birleşik, sabit veya düzenli bir sorgulamayla değil, dar kapsamlı toplantılarla yapmayı tercih ediyorlardı, Ayrıca bu kurum bazı benzerlerine de örnek oldu, örneğin yakın zamanda Paris'te bir Akademi çalışmalara başladı: sonunda düşüncelerini kelimelerden deneysel felsefeye dönüştürdüler ve belki de Kraliyet Cemiyeti'nin bir benzerini kurdular. Onlar da benzer biçimde özel bir binada toplanıyor ve doğanın işleri hakkında serbestçe konuşuyorlar, matematiksel veya felsefi meselelerde varsayımlarda bulunuyorlar, problemler getiriyorlar; hangisi uygun gelirse öyle
Sayfa 803 - Kapı·Kitabı okudu
İlk amaçları bu kasvetli çağın arzu ve çılgınlıkları tarafından rahatsız edilmeden özgür bir havayı solumaktan ve sessizce sohbet etmekten fazlası değildi. Bu cemiyetin kurumsallaşması başka hiçbir fayda getirmese bile şunu sağladı: Bu sayede bir sonraki çağda karşılaşacakları coşkunun cazibesine kapılmayacak biçimde silahlandırılmış, dengeli ve verimli bilgilere dair ilk izlenimlerini bu cemiyetten edinmiş bir genç adamlar nesli yaratılmış oldu. Kraliyet Cemiyetinin Tarihi - Thomas Sprat
Sayfa 802 - Kapı·Kitabı okudu