Kayhan T.

Bu kızgınlık bizi öylesine ele geçirmiş ki, uzun süren yolculuklarımızla bu kavgayı Çin'e, Tonkin'e [Güneydoğu Asyal ve Japonya'ya taşıdık. Bu güzel ülkeleri vebayla tanıştırdık. İnsanoğlunun en hoşgörülü milletlerini înatçı insanlara dönüştürdük. Bizi nazikçe karşılayan bu insanlara daha en baştan, "Dünya bizim hakkımızdır, her yerde efendi biz olacağız," dedik. Bu yüzden bizi sonsuza dek düşman bildiler. Kan denizleriyle bedeli ödenen bu dersi öğrenmemiz gerekir. Önceki maddeyi yazan kişi bir Quaker'la, bir Anabaptist'le, bir Socinusçuyla, bir Müslüman'la vb. aynı sofrada yemek yiyebilecek, değerli bir adamdır. Bu medeniyeti daha da ileri götüreyim: Türk kardeşime, "Gel de tavukla pilav yiyelim ve Allah'a dua edelim; dinin çok saygın bir dine benziyor; tek bir Tanrı'ya tapıyorsun; her yıl gelirinin kırkta birini sadaka olarak vermek zorundasın [zekat]; bayram geldiğinde düşmanlarınla barışman gerekiyor. Tüm dünyaya iftira atan bağnazlarımız yüzlerce defa sizin dininizin başarılı olmasının sebebinin tamamen bedensel bir din olmasından kaynaklandığını söylediler. Zavallılar, bize yalan söyledi! Dininiz oldukça çetin, günde beş defa ibadet etmeniz gerekiyor; en katı orucu uyguluyorsunuz; bizim dini liderlerimizin özendirdiği şarap ve alkollü içkiler size yasak; sadece hepsine bakabilecek olanlara (bu da çok az kişi demek) dört kadın alma izni var ve bu kısıtlamayla cani Davut'a on sekiz kadınla, kardeşinin katili Süleyman'a cariyeleri hariç yedi yüz kadınla evlenme izni veren Yahudilerin belinin gevşekliğini ayıplıyor," diyebilirim. Hoşgörü - Voltaire
Sayfa 773 - Kapı·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hoşgörü nedir? İnsanlığın bir parçasıdır. Hepimiz zayıflık ve hatalarla doluyuz, bu nedenle, herkes diğerlerinin ahmaklıklarını affetsin - çünkü doğanın ilk kanunu hoşgörüdür. (...) Constantine (Hıristiyan olan ilk Roma Imparatoru) tüm dinlere izin veren bir ferman yayınlayarak başladı ve zulmederek bitirdi. Ondan önce Hıristiyanlar yüzünden bir sürü gürültü patırtı çıkmıştı, bunun tek sebebi devlet içinde yeni bir taraf oluşturmaya çabalamalarıydı. Romalılar çok daha küçük gördükleri Mısırlıların dinine izin vermişti. Roma bu dinlere neden izin veriyordu? Çünkü ne Mısırlılar ne de Yahudiler imparatorluğun antik dinini ortadan kaldırmayı düşünüyordu ve karada ve denizde din değiştirecek kişilerin peşinde koşmuyorlardı; sadece para kazanmayı düşünüyorlardı; ama Hıristiyanlar inkâr edilemez biçimde kendi dinlerinin baskın din olmasını istiyordu. Yahudiler Jüpiter heykelini Kudüs'te görmekten dolayı acı çekmiyordu ama Hıristiyanlar bu heykeli başkentte (Roma'da) bile görmek istemiyordu. Aziz Thomas dürüstçe, eğer Hıristiyanlar imparatorları tahtından indirmiyorsa, bunun sebebinin güçlerinin yetmemesi olduğuna yemin ediyordu. Onların fikirleri gereği tüm dünya Hıristiyan olmalıydı. Bu yüzden tüm dünya kendi dinlerine geçene kadar tüm dünyaya düşmandılar. İtiraf ediyorum, Yahudiler de barbar bir millettir. Paris veya Londra kadar bile hak iddia etmedikleri ufak ve şanssız bir memleketin bütün yerlilerinin gırtlaklarını acımasızca kesebilirler. Hoşgörü - Voltaire
Sayfa 770 - Kapı·Kitabı okudu
c. Felsefe Profesörünü İlgilendiren Kurallar Sanat ve tabii bilimler zihni teolojiye hazırladığından, mükemmel bilgiye ulaşmaya yardımcı olduğundan ve zihinden ve bu alanlardan faydalanılması o sona ulaşmaya yardım ettiğinden, öğreten kişi her şeyde samimi olarak, Tanrı'nın onurunu ve haşmetini arayarak bu konuları öyle ele almalıdır ki dinleyicileri ve özellikle bizimkileri teolojiye hazırlasın ve onları bir Yaratan olduğu bilgisine uyandırsın. Aristoteles'in İzleneceği Ölçüt - Her yerde akademilerin desteklediği öğretiye yabancı olan bir durum meydana gelmedikçe, önemli her tür konuda Aristoteles'ten sapılmasın; dahası, bir konu doğru inanca aykırıysa ve onunla ilgili tartışmalar ya da inanca karşı çıkan bir başka filozof mevcutsa, Lateran Konsülü doğrultusunda azimle onları çürütmeye çalışsın. Hıristiyanlık Düşmanı Yazarlar - Hıristiyanlık dinine inanmayan Aristoteles yorumcularını dikkatlice elemeden okumayacak ve derse getirmeyecek, öğrencilerinin onlardan etkilenmemesine dikkat edecektir. İbn Rüşd - Bu sebepten ötürü farklı ilmi eserlerde İbn Rüşd'ün konu dışı sözlerinden bahsetmeyecektir (buna benzer diğerleri için de aynı hüküm geçerlidir). Ondan iyi bir şeye dair alıntı yapılacağında bunu onu övmeden yapsın, eğer mümkünse başka bir kaynaktan almış olarak göstersin. Claudio Acquaviva
Sayfa 725 - Kapı·Kitabı okudu
Kendi adıyla anılan "Mennonit" tarikatının kurucusu olan Menno Simons (1496-1561), on altıncı yüzyılda sıkça görüldüğü anlaşılan ruhsal bunalımlardan birini ge çirir. 1535 yılında Yeni Ahit'i ve Anabaptist tarikatının risalelerini okuduktan sonra, Roma ruhbanlığından ayrılır, "evangelist" bir vaiz olur. Kabaca, "kutlu haberler" anlamına gelen "evangelizm" hareketinin ilahiyatı, Yahudilerin seçilmiş bir halk olduğu, insanlığın geçmişte olduğu gibi, yakın bir zamanda da büyük bir kötülükle karşı karşıya kalacağı, Mesih'in geri dönüp Yahudi-Hıristiyan cepheye önderlik edeceği şeklindedir.
Sayfa 703 - Kapı·Kitabı okudu
"Bu çağın gidişine uymayın; bunun yerine, Tanrı'nın isteğinin ne olduğunu ayırt edebilmek için düşüncenizin yenilenmesiyle değişin," (Romalılar, 12:2). Bizim Tanrı'ya vakfedilmiş ve O'na adanmış olduğumuz fikri, çok önemli bir düşüncedir: O'nun görkemine bakıldığında bizim artık düşünmememiz, konuşmamamız, tefekkür yahut başka hiçbir şey yapmamamız gerekir. Kutsal olan bir şey, kendisine karşı büyük bir adaletsizlik yapılmadan, kutsal olan amaçlarla kullanılamaz. Kendimize değil, Efendimize aitsek hem hangi hatalardan kaçınmamız hem de hayatımızdaki tüm eylemlerimizi hangi amaca yönlendirmemiz gerektiği açıktır. Kendimize ait değiliz, bu nedenle, ne kendi irademiz ne de aklımız eylemlerimize ve düşüncelerimize hakim olamaz. Kendimize ait değiliz; bu yüzden bizim için neyin uygun olduğunu bedenden yola çıkarak aramanın amacımız olduğunu düşünmeyelim. Kendimize ait değiliz; bu nedenle, mümkün olduğunca kendimizi ve kendimize ait olan her şeyi unutalım. Aksine, biz Tanrıya aidiz; bu yüzden O'nun için yaşayalım ve ölelim. Tanrı'ya aidiz; bu nedenle, tüm eylemlerimizde O'nun bilgeliğini ve iradesini takip edelim. Tanrı'ya aidiz; hayatımızın her bir parçasını tek doğru amacımız olan O'na yöneltelim. Kendi kendisine ait olmadığını öğrenen, kendisinin egemenliğini ve yönetimini kendi aklından alıp Tanrı'ya teslim eden kişi ne büyük bir ustalık göstermiştir! Kendi eğilimlerine uymak insanları beklenen sonuca, yani yıkıma götürür; bu nedenle, güvenli olan tek yol kendi bilgimize ve irademize bağlanmayıp sadece Efendimizin kılavuzluğunu kabul etmektir. Bu nedenle, gelin kendimizi terk etmenin ilk adımı olarak tüm yeteneklerimizin gücünü Efendimizin hizmetine sunalım. Hizmet derken sadece sözel bir itaatten bahsetmiyorum, kendi doğal bedenselliğinden yoksun kılınan insan aklının
Sayfa 685 - Kapı·Kitabı okudu