Kayhan T.

Ayrıca, yeni göksel keşiflerimdeki birçok şeyden çıkarsanan bazı astronomik argümanlar Ptolemaiosçu sistemi yalanlarken karşıt hipotezle uyuşuyor ve onu doğruluyorlar. Muhtemelen farklı önermelerimin doğruluğundan rahatsız olduklarından ve bu nedenle kendilerini felsefe alanıyla sınırlamadıklarında kendi savunmalarına güvenemediklerinden, safsatalarına sözde dini ve İncil'in otoritesine dayanan bir kalkan üretmeye çalışıyorlar. Anlamadıkları, hatta dinlemedikleri argümanları çürütmek için zayıf bir hüküm gücüyle bunları uygulamaya çalışıyorlar. Galileo'nun Toskana Büyük Düşesi Christina'ya yazdığı mektuptan bir pasaj (1615)
Sayfa 881 - Kapı·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Burada bir kısmını okuyacağınız, Galileo'nun Toskana Büyük Düşesi Christina'ya yazdığı mektup (1615) bir bilimadamının bağımsızlık bildirgesi olarak adlandırılabi lir. 1611'den itibaren bu büyük bilimadamı (1564-1642) Kopernikçi evren teorisini sadece matematiksel bir hipotez olarak değil, fiziksel bir olgu olarak savunduğu için bazı dinadamlarının saldırılarına maruz kalmaya başlamıştı. Bu ünlü mektubunda saldırılara cevap verirken Galileo teoloji ve bilim arasında nasıl uygun bir ilişki kuru lacağı yönündeki fikirlerini net biçimde ortaya koymaktadır. "Birkaç yıl önce, Haşmetmeaplarının da bildiği gibi, göklerde, bizim çağımızdan önce hiç görülmemiş birçok şey keşfettim. Bu şeylerin yeni olması ve akademik filozoflar arasında yaygın olan bazı fiziksel nosyonlarla çelişen sonuçları, sanki o şeyleri doğanın keyfini bozmak ve bilimleri baş aşağı etmek için kendim göğe yerleştirmişim gibi, hiç de az olmayan sayıda profesörü bana karşı ayaklandırdı. Bilinen gerçeklerin artışının sanatsal incelemeleri, oluşumları ve büyümeyi uyardığını, azaltmadığını veya yok etmediğini unutmuş görünüyorlardı. Gerçeklerden çok kendi fikirlerine düşkünlük gösteren bu kişiler, bakmaya tenezzül etseler kendi duyularının onlara göstereceği yeni şeyleri inkâr etmeye ve çürütmeye çalışıyorlardı. Bu amaçla çeşitli suçlamalar ortaya attılar ve boş argümanlarla dolu bir sürü yazı yayınladılar; üstelik vahim bir hata yaparak, doğru düzgün anlamadıkları ve amaçlarına pek de uygun olmayan İncil'den alınmış pasajlar eklediler."
Sayfa 880 - Kapı·Kitabı okudu
Aristotelesçiler aşikâr nitelikleri değil, sadece cisimlerde saklı olduğuna inandıkları ve aşikâr etkilerin bilinmeyen sebepleri olarak gördükleri nitelikleri gizli nitelikler olarak adlandırmışlardır. Eğer bu güçlerin veya eylemlerin bilmediğimiz ve keşfedilmesi ve gösterilmesi imkânsız niteliklerden kaynaklandığını düşünürsek, örneğin yerçekiminin ve manyetik ve elektriksel çekimlerin ve fermantasyonların sebepleri bilinmemektedir. Böylesi gizli nitelikler doğa felsefesinin gelişimini durdurmuştur ve daha sonraki yıllarda reddedilmesine neden olmuştur. Her tür şeyin eylemlerin temelini oluşturan, aşikâr etkiler üreten gizli ve özgün niteliklere sahip olduğunu söylemek aslında hiçbir şey söylememektir. Ancak fenomenlerden iki veya üç genel hareket prensibi çıkarmak ve daha sonra tüm maddi şeylerin özelliklerinin ve eylemlerinin bu aşikâr prensiplere uygun olduğunu söylemek, bu prensiplerin sebepleri henüz keşfedilmemiş olsa da felsefede gerçekten büyük bir adımdır. Optik - Sir Isaac Newton
Sayfa 876 - Kapı·Kitabı okudu
Doğadaki insanı bir krallığın içindeki ayrı bir krallık gibi hayal ediyor gibiler: Çünkü insanın doğal düzeni takip etmektense bozduğuna, kendi eylemleri üzerinde tam bir kontrol sahibi olduğuna ve kendi yolunu kendisinin belirlediğine inanıyorlar. İnsani zayıflıkları ve kötülükleri genel olarak doğanın gücüne değil, insan doğasındaki bazı gizemli eksikliklere bağlıyorlar, insanın bu eksiklikler yüzünden sızlandığını, alay ettiğini, hakir gördüğünü ve genelde olduğu gibi suiistimal ettiğini düşünüyorlar. (...) Böylesi kişiler şüphesiz benim insani bozuklukları ve ahmaklıkları geometrik olarak tahlil etmeyi denememi ve akla iğrenç gelen, boş, saçma ve berbat olduğunu haykırarak ilan ettikleri meseleleri sağlam bir akıl yürütmeyle incelememi garip bulacaktır. Ancak benim planım bu. Doğada kusurlu olarak bilinen hiçbir şey gerçekleşmez, çünkü doğa hep aynıdır, etkisi ve eylem gücü her yerde birdir ve aynıdır; yani her şeyin gerçekleşmesini ve bir biçimden diğerine geçmesini açıklayan doğa kanunları ve kuralları her yerde ve her zaman aynıdır. Bu yüzden her şeyin doğasını anlamak için kullanılacak yöntem aynıdır, yani doğanın evrensel kanunları ve kuralları izlenmelidir. Bu nedenle, kin, öfke, kıskançlık ve benzeri tutkular kendi içlerinde doğanın aynı gerekliliklerini ve etkilerini takip ederler; belirli, tanımlı sebeplere tepki verirler ve bu sebepler yardımıyla anlaşılabilirler ve diğer şeylerin özellikleri kadar bilinmeye değer, üzerinde düşünmesi bize keyif veren özelliklere sahiptirler. Bu nedenle, duyguların doğasını ve gücünü, şimdiye kadar Tanrı'ya ve zihne ilişkin araştırmalarda kullandığım yöntemle tahlil edeceğim. İnsanların eylemlerini ve arzularını, çizgilerle, düzlemlerle ve hacimlerle ilgilenirmiş gibi, tamamen aynı biçimde gözden geçireceğim. Geometrik
Sayfa 876 - Kapı·Kitabı okudu
Bu doktrinin, nihai sebepler tayin etmedeki yeteneklerini göstermeye pek meraklı olan takipçilerinin teorilerini ispatlamak için indirgeme adlı yeni bir argüman yöntemi getirdiklerini söylemeyi unutmamalıyız; bu yöntem imkânsız olana değil, cahilliğe indirger. Böylece doktrinlerini sunmak için başka yöntemleri kalmadığını da göstermiş olurlar. Örneğin bir çatıdan bir adamın başına bir taş düşse ve bu taş onu öldürse, yeni yöntemlerine göre taşın adamın başına onu öldürmek için düştüğünü açıklarlar; çünkü Tanrı'nın iradesi doğrultusunda düşmemiş olsa bu kadar koşul (çoğunlukla çok fazla sayıda eşzamanlı koşul mevcuttur) nasıl şans eseri denk gelecektir? Belki buna cevaben olayın rüzgârın estiği ve adamın o yolda yürüdüğü gerçekleri yüzünden oluştuğunu söyleyebilirsiniz. "Ama neden," diye ısrar ederler. "rüzgâr esiyordu ve adam tam da o anda o yolda yürüyordu?" Rüzgârın çıkmasının sebebinin daha önce hava sakinken bir gün önce denizin kabarması olduğunu ve adamın bir arkadaşına davetli olduğunu söyleyerek cevap verirseniz ısrar etmeye devam ederler: "Ama deniz neden kabarmıştı ve adam tam da o gün davet edilmişti?" Böylece sebepten sebebe geçerek sorularına devam ederler, ta ki siz Tanrı'nın iradesine ya da başka bir deyişle cehaletin tapınağına sığınana kadar... Geometrik Düzene Göre Kanıtlanmış Etika - Benedictus de Spinoza
Sayfa 875 - Kapı·Kitabı okudu