Altay

Altay
@AltayBeg
Türkçülük yürüyecek ve Türk ırkı muzaffer olacaktır. Tanrı Türk'ü korusun. — 𐱃𐰽𐰔
21 okur puanı
Aralık 2023 tarihinde katıldı
Atatürk'ün İkinci Dünya Savaşı Öngörüsü
Atatürk, II. Dünya Savaşı'nın sebep ve sonuçlarını daha 1932 yılında tam bir berraklıkla görmek suretiyle, milletlerarası münasebet ve olaylara olan nüfuz ve bunları tahlil gücünü ortaya koymuştur. 27-29 Eylül 1932'de General Mac Arthur'la yapıp 1951'de açıklanan konuşmaları, bugün herkesi hayretten donduracak bir şekilde, onun geleceğe nüfuz kudretini gözümüzün önüne sermektedir. Bu konuşmalarında Atatürk, II. Dünya Savaşı'nın Almanya tarafından çıkarılacağını, Alman askeri gücünün, İngiltere ve Rusya hariç, bütün Avrupa'yı işgal altına alabileceğini, İngiltere'nin kendisini savunmak için Fransa'ya güvenemeyeceğini ve savaşın 1940-1946 yıllarında çıkabileceğini söylemiştir. Nitekim savaş, bir yıllık bir öncelikle 1939'da patlamıştır. Yine Atatürk'e göre, savaşın gerçek galibi ne İngiltere veya Fransa ne Almanya değil, fakat Sovyet Rusya olacaktır. Yine bu konuşmalarında, Birleşik Amerika'nın Avrupa'nın kaderine karşıdan bakamayacağını, savaşa katılacağını ve ancak Amerika'nın katılmasıyla Almanya'nın yenilebileceğini de belirtmiştir. Atatürk'ün, bu arada, İtalya ve Mussolini hakkında söyledikleri çok ilgi çekicidir: "Eğer Mussolini müstakbel bir harbde, İtalya'nın zahiri heybet ve azametini, harb haricinde kalmak suretiyle lâyık-ı veçhile istismar edebilirse, sulh masasında başlıca rollerden birini oynayabilir. Fakat korkarım ki, İtalya'nın bugünkü şefi, Sezar rolünü oynamak hevesinden kendisini kurtaramayacak ve İtalya'nın askerî bir kuvvet yaratmaktan henüz çok uzak olduğunu derhal gösterecektir."
Sayfa 58
Reklam
Atatürk-Lenin Dostluğu Uydurması
5. Bu konuyu kapatmadan önce belirtmek istediğimiz son nokta da son yıllarda yoğun bir şekilde kullanılmak istenen bir uydurma hikayedir. Bu da sözüm ona Atatürk-Lenin dostluğudur. Sovyet propagandasının ve Türk komünistlerinin bu uydurması, bir ara bu memlekette geçer akçe haline getirilmiştir. Hemen söyleyelim ki, böyle bir dostluk yoktur ve hiç mi hiç mevcut olmamıştır. O kadar olmamıştır ki, Milli Mücadele sırasında Atatürk'ün Lenin'e yazdığı mektuplara Lenin tenezzül edip kendisi cevap vermemiş, Dışişleri Bakanı Çiçerin'e cevap verdirtmiştir.
Sayfa 40
Feodal anlayışın bir ürünü olan sırf "Devlet menfaati" zihniyeti henüz birçok ülkede aşılamamıştır. Devlet menfaati dışarıya karşı korunur, devleti oluşturan insanlara karşı değil. Devletin milletten ayrı ve üstünde olduğu sakat düşüncesi bu duvarın temelinde yatar.
Sayfa 71
Kato Harekâtı'nda bir komando er şehit oldu. Dokuz askerin ayaklarında donma başlangıcı görüldü. Hastaneye kaldırıldılar ve hiçbir organ kaybı olmadan sağlıklarına kavuştular. Donma meselesi, Türk askerlerinin harekât esnasında bir rahatsızlıklarını bildirmeyi, "ar ve utanç kabul etmeleri", hiçbir şekilde birliğinden ve arkadaşlarından ayrılmayı istememelerinden kaynaklanıyordu. Ayaklarında bir farklılık olduğunu hissediyorlar ama dayanıyorlar ve bunu asla söylemiyorlardı. Çünkü bu onlar için gurur kırıcıydı. Bu dokuz askerin durumunu da harekât sonrası subaylar kontrol ederken tespit etmişlerdi.
Sayfa 196·Kitabı okudu
19 Ağustos 1993 Milliyet birinci sayfa başlıktan: "Askere leş toplatmam: Dağda PKK'yı ezen Tuğgeneral Osman Pamukoğlu kesin konuştu: Analar evlatlarını askere leş toplatmak için göndermedi. Geberdikleri yerde kalırlar, askere leş toplatmam. Biz imha eder, geçeriz. Askerlerime bir kurşun atana beş kurşun atarım."
Sayfa 102·Kitabı okudu
Reklam