Altay

Altay
@AltayBeg
Türkçülük yürüyecek ve Türk ırkı muzaffer olacaktır. Tanrı Türk'ü korusun. — 𐱃𐰽𐰔
21 okur puanı
Aralık 2023 tarihinde katıldı
"Konuşmalar" yazısına karşı tepkiler resmî makamlar üzerinde de tesirini göstermiş ve Atsız ile derginin sorumlu yazı işleri müdür Mustafa Kayabek hakkında dava açılmıştır. Bunun üzerine Atsız, yazının üçüncü bölümünde şunları yazar: "Memleketi parçalamak isteyen, Kürt devleti kurmak için Kürtçülük yapmak isteyenlere karşı millî birliğimizi savunarak uyarma görevimi yaptığım için 1-3 yıllık hapis isteğiyle mahkemeye verilmemi şahsıma yapılmış bir teşekkür sayıyorum. İnsanları 1944'ten beri lâyık oldukları şekilde değerlendirmiş olduğum için başka bir şey de beklemiyordum. Türkiye'ye çıkarlarımla değil, yalnızca atalarımın kanı, millî ülkü ve şerefimle bağlı olduğum için millî bir tehlikeyi önlemenin yollarını özetleyerek gösterdim. Bu benim görevimdi. Bu görev sonuna kadar devam edecektir." (Ötüken, 43, Temmuz 1967:5)
Sayfa 208·Kitabı okudu
Reklam

Altay

, bir kitap okudu
Puan vermedi·150 syf.·
2024 13. kitabı
Necip Hablemitoğlu
9.2/10 · 241 okunma
Bolşevikler devrinde Türk komünistleri, Rusya Türklerinin kalbinde ebedileşen Gaspıralı İsmail Bey'i gözden düşürebilmek, ona çamur atabilmek için birbirleri ile yarış ettiler. Sayıları yok denecek kadar az olan komünist maşası Türklerden Alimcan İbrahimof, Gaspıralı İsmail Bey'i; "kitleyi edebiyatsız ve dilsiz bırakmakla" itham ediyordu. Hatta bu hücumlarını "Tercüman'ın umumi edebi Türk dili kendisi ile kabre gitti" diyecek kadar ileri götürüyordu. Yerli komünist Alimcan İbrahimof'un mesnetsiz adi ithamlarına Prof. Ahmet Caferoğlu şöyle cevap veriyordu: "Acaba öyle mi? Galiba, bu dilsizlikten ve edebiyatsızlıktan bahseden bu Bolşevik kâfirleri, kendileri bile millî dilin ve edebiyatın ne olduğunu henüz anlamamışlardır. Eğer anlamış olsa idiler, milyonlarca Türk'ü bugün alâkadar eden ve onun millî gıdasını teşkil eden dil inkılâbı ve hareketine iştirak edenlere bu kadar haksız ve hürmetsiz ithamlar yağdırmazlardı. Zaten bu ithamların Alimcan İbrahimof'ların kendi fikirlerinden mi, yoksa herhangi bir Rusya "Kommuna"sının emrinden mi çıkan bir sadâ olduğu bizce meçhuldür."
Sayfa 61·Kitabı okudu
Gaspıralı İsmail Bey, Türk milletinin boylarını birbirine bağlayan en önemli unsurun; "DİL" olduğu görüşündeydi. Türk dünyasında konuşulan büyük, küçük birçok lehçelerden öyle bir ortak lehçe seçilmeliydi ki, Tuna boylarında yaşayan bir Türk'le, Doğu Türkistanlı bir Türk rahatlıkla konuşup anlaşabilmeliydi. Bazı Türk lehçeleri vardı ki, (Yakutça, Çuvaşça) gibi bunlar müstakil bir dile gitmekteydi. Aynı şekilde "DİL BÜTÜNLÜĞÜ" parçalanan milletlerin de akıbeti parçalanmak ve yok olmaktı. Bu gerçeği gören Gaspıralı İsmail Bey, Türk lehçeleri arasında yaratılmaya çalışılan uçurumu kapatmak gayesi ile bütün faaliyet hayatının en önemli kısmını "Dilde Birlik" idesinin tahakkukuna hasretmiştir.
Sayfa 55·Kitabı okudu
İsmail Bey bir milliyetçidir. İsmail Bey mensup olduğu milleti, yalnız Kırımlılar olarak almıyor; "Türk-Tatar" namı ile anılan kavimlerin tamamını kendi milleti sayıyor. Bu cihetle İsmail Bey'i, "Bütün Türkçü" addetmekte hata yoktur. Bu bakımdan denilebilir ki, Gaspıralı İsmail Bey, "Türk Birliği" ülküsünü ortaya atan ve fiiliyata döken ilk Türk ideoloğudur. İsmail Bey, bütün kuvvetiyle gazetesinde kabileciliğin üstünde Türklük ve Türk birliği olduğunu anlatmaya çalışır; Rusya Türklerinin, Kırgız, Çuvaş, Sart, Özbek, Tatar... gibi kabilelere ayrılmakla değil, Türklüklerini anlayarak birleşmeleriyle kuvvetli, milli ve medeni bir varlık olabileceklerini her vesile ile izaha ve müdafaaya uğraşırdı. Osmanlı İmparatorluğunda o bilhassa Anadolu'yu ve Türk'ü görür Osmanlıcaların Türk kelimesini, Türk halkını unutmalarını, Türk dilini bozmalarını, Türk yurdunun refahını düşünmemelerini o, her vesile ile kendisine has usulcülükle tenkit ederdi.
Sayfa 49·Kitabı okudu
Reklam