Uzun bir soluktur bu hayat
koşunun başlangıcında
ensende hep ağlamaklı bir ses
yankılanır
tanır seni tüm kaldırımlar
içinde çocuklar
şimdiki biçareliğine
bakakalır
umutsuz bir şarkıcıyım ben
feleğe türkü söyle diyorsun
söylenmiyor
kardelen…
Altay’ca
Leclac bir oyun kurdu aklımı başımdan aldı
Esrik, umutsuz bir hülyaya şah-mat olmazdım ben
Şarklıyım, gözlerim gözlerinin ufkuna daldı
Çeşm-i eşkin düştüğü gül dibinde solmazdım ben
Leclac bir oyun kurdu aklımı başımdan aldı
Altay’ca
en çok da
ayrılmayı öğrettiler bize
düşmeyi ıssız yollara bir başımıza
yalnızlığı, vakitsiz vedaları
uzak durmayı kendimizden bile
oysa
en az bildiğimiz şeydi kavuşmak…