"ve ben seni sevdiğim zaman,
bu şehre yağmurlar yağdı.
yani ben seni sevdiğim zaman,
ayrılık kurşun kadar ağır,
gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın.
yine de bir adın kalmalı geriye,
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde.
aynaların ardında sır,
yalnızlığın peşinde kuvvet.
evet nihayet.
bir adın kalmalı geriye,
bir de o kahreden gurbet.
beni affet.
Kaybetmek için erken, sevmek için çok geç.."
"ve ben seni sevdiğim zaman,
bu şehre yağmurlar yağdı.
yani ben seni sevdiğim zaman,
ayrılık kurşun kadar ağır,
gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın.
yine de bir adın kalmalı geriye,
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde.
aynaların ardında sır,
yalnızlığın peşinde kuvvet.
evet nihayet.
bir adın kalmalı geriye,
bir de o kahreden gurbet.
beni affet.
Kaybetmek için erken, sevmek için çok geç.."
Kuş çağırdı bağlandım, dal çağırdı inandım
Hamdım yola çıkarken, şükür piştim ve yandım
Işıkların dansıyla sabaha uyanırken
Avuçladı gönlümü şiir tahtının piri
Şimdi aşk dergâhı için koşudayım ben
Artık meyvesi çile olan bir yola düştüm.
Mizantropi'yi münzevilikle karıştırmayınız.
Münzevi toplumla barışıktır, yalnız değildir aslında, siz yalnızlığındaki kalabalığı göremezsiniz sadece..
Kendisine yakındır o; 'kalabalığına' şarkılar söyler, hikayeler anlatır, şiir yazar..
Rahat bırakılmak ister en fazla..
Başka bir münzeviyle dostluğu göklerden izlenebilir...
Bir mizantrop öyle değildir, toplumdan kaçışı nefrettendir onun, yalnızca insanlara değil, yek diğerine de gıcık olur..
İçindeki 'ben'i saymazsak tek kişidir, ıssızdır o..
Bakmayın sessiz göründüğüne; kin besler, tuzak kurar, fırsat kollar...
Onunla anlaşamazsınız,
Olmaz.