Yüzüme bak
ve yüzümü hırpala
yüzümü değiştir, dağlı bir anlatım bırak
sen
her hafta oğlunu leğende yıkayan hayat
yaban, diri memelerinden ısırmak
dudaklarındaki tuzu dudaklarıma almak için
çok oldu tepelere vurdum kendimi
bulutlara karıştım ve karanlık kahvelerde
tıraşı uzamış adamlardan
huylarını öğrendim senin.
Mahmur bir tohumdun delikanlı bağrıma.
Ve hatırlıyorum lokavt vardı
bezgin fabrika düdüklerinin
dizlerine yatırılmış olan sabah
senin kalbini kakışlardı
Tomarla muştuyu omuzlayarak genç adamlar
polisin sevmediği genç adamlar sokaklarda
patronları kudurtan gazeteler satarlardı.
Ey şehre başaklar:
militan ruhlar ekleyen hayat!
Gün turuncu bir hayalet gibi yükseliyorken
izmarit toplayan
çocukların üstüne
çekleri imzalanıyorken devlet katlarında faşizmin
Ben savaşarak senin
bulanık saçlarından tutp
kibirli güzelliğini çıkartıyorum ortaya
dünya
kirletilmez bir inatla dönüyor
altımıza yıldızlar seriliyor
yüzüm suya davranıyor koşaraktan.
ve inzal.
Azrulayıp seni deyu gelmişem
İster öldür ister âzâd et meni
Bu dergâhda ben muhalled kalmışam
İster kurtar ister bîdâr et meni
Ne hâcet arz etmek hasb-i hâlimi
Efendim bilirken her ahvâlimi
Gizleme görmüşem sende gülümi
İster güldür ister gam-zâd et meni
Nakşî cemâlinden kesmem gözümü
Sende buldum mâdenimi özümü
İster ver Şîrîn'im güldür yüzümü
İster kûhistânda Ferhâd et meni
Hurûc et ihrâmdan ey dîn sirâcı