Lütfü Gönen

Lütfü Gönen
@Altinsayfalar
Altın Sayfalar YouTube kanalında kitaplara ses oluyorum. Türk ve Dünya klasiklerini benim sesimden dinlemek isteyenleri beklerim. Şu an Kürk Mantolu Madonna’ yı seslendiriyorum
Ve ben okurken, Raif Efendi ile birlikte o son nefesi verdim
Sabahattin Ali’nin ruhumuza işleyen ölümsüz eseri Kürk Mantolu Madonna’nın finaline geldik. Berlin sokaklarında başlayan o masum rüyanın, Ankara’nın gri kaldırımlarında nasıl sessiz bir çığlığa dönüştüğünü seslendirirken boğazımın düğümlendiği anlar oldu. "Dünyada en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamın bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha malik olduğunu niçin anlamıyoruz?" diye soruyordu Sabahattin Ali. Bu final bölümünü okurken bu sorunun ağırlığını omuzlarımda hissettim. Siz kitabı bitirdiğinizde ne hissetmiştiniz? Maria Puder’in akıbeti mi yoksa Raif Efendi’nin o "yaşamamış" gibi giden sessizliği mi sizi daha çok yaraladı? Sizler için hem bu son veda bölümünü hem de kitabın tamamına ulaşabileceğiniz linkleri aşağıya bırakıyorum. İster parça parça, ister tek seferde bu hüzünlü yolculuğa çıkabilirsiniz.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Veda etmek mi zor, yoksa o kapıdan içeri girmeye cesaret edememek mi?" Berlin sokakları buz keserken, Raif Efendi ve Maria Puder o eski binanın kapısında, kelimelerin tükendiği yerdeler. Gözler konuşurken dudakların susmak zorunda kaldığı o an... Aralarındaki mesafe sadece bir kapı eşiği kadar olsa da, aşılması gereken duvarlar çok daha yüksek. Raif Efendi'nin kalbi, o kapının önünde hiç atmadığı kadar hızlı atıyor. Peki ya Maria? O kürk mantonun altındaki buzlar çözülüyor mu? Bu eşsiz sahnenin devamı ve Raif Efendi'nin iç sesindeki fırtınalar için 8. Bölüm yayında. Dinlemek için:
"Dünyada sizden, yani bütün erkeklerden niçin bu kadar çok nefret ettiğimi biliyor musunuz? Sırf böyle en tabii haklarıymış gibi insanlardan birçok şey istedikleri için... Ben bu ahmakça ve küstahça erkek gururundan tiksiniyorum, anlıyor musunuz?" Maria Puder'in bu sözlerini okurken hissettiğim o haklı öfkeyi, Berlin'in puslu atmosferi ve Atlantik Bar'ın gürültüsüyle birleştirerek sese döktüm. Bölümdeki bu yüzleşme anını, arkada o dönemin müzikleri ve ambiyansıyla tiyatral bir şekilde dinlemek isterseniz, naçizane çalışmam aşağıdadır: