Kendi ihtiyacına göre biçtiği kostümü elindeki en münasip modele giydirmeye çalışıyor insan. Ait olmadığı bedenden sarkıyor haliyle kıyafet. Paçası uysa beni oturmuyor, omzu denk düşse kolu kısa geliyor. Sonra vay efendim sen onu benim istediğim gibi giyemedin, vay sen beni yeterince sevmedin. Halbuki Terzi de modele değil, diktiği elbiseye bayılıyor. O elbise ki kuvvetle muhtemel baştan çizilmedi bile, mesela çocukken Bir Bayram sabahı babasında gördüğüne yahut görmek istediğine benzetildi. Olsun, aşık onu öyle düşünmüyor. Hem ne yapsın, yaşadığı her hataya semavi manalar yükleyecek illa, şu içi çürümüş hayata kolay mı tutunuluyor?