(Bu dünyanın zenginliklerini kazanmaya çalışan) İçlerinden çoğu, kadınların hemen hepsi, güneşin doğuşunu yaşlı hale gelinceye dek yaşamlaeı boyunca ancak iki ya da üç kez görmüşlerdir, tarlaları ve ormanları hiçbir zaman görmemişler ya da ancak üstü açık gezinti arabalarından ya da trenlerden görm üşlerdir; hiçbir zaman hiçbir şey dikmemiş ya da ekmem işlerdir, hiçbir zaman ne bir inek, ne bir at ne de bir tavuk yetiştirmişlerdir, hayvanların nasıl doğduklarına, nasıl büyüdüklerine ve nasıl yaşadıklarına dair en ufak bir fikirleri bile yoktur.
Herkes tarafından genel olarak kabul edilmiş olan mutluluğun olmazsa olmaz koşullanndan biri insanla doğa arasındaki bağı koparmayan bir yaşantı, kısacası gökyüzünden, güneşten, temiz havadan, bitkiyle kaplı ve hayvanla dolu topraktan yararlanılan bir yaşantıdır.
Bu i nsanlar arasında en baldırı çıplağından en zenginine kadar dünya öğretisine göre zaruri olarak gördüğü şeyi temin edecek kadar kazanan bir adam bulmaya çalışsanız, binde bir ki şi bile bulamayacaksınız. Herkes kendisine yararlı olmayacak, dünya öğretisi bakımından gerekli görülen ve onu elde etmediğinde kendisini mutsuz hissedeceği bir şey için çabalayıp duruyor, bu nesneyi elde eder etmez başka bir şeyin peşinden koşacaktır, sonra da daha başka bir şeyin; ve bu bitmez tükenmez Sisyphos çalışması insanların yaşamını yok edene dek sürüp gider.
Bütün bu insanların yaşamlarını, şimdi içinde bulundukları durum uğruna terk ettikleri şeyi düşünün; bu insanların, kadın ve erkeklerin durup dinlenmeden yaptıkları işi düşünün, onların gerçek kurbanlar olduklarını göreceksiniz .