Peki sizler, gerçeği dinlemeye hazır mısınız? İşin üzücü yanı, herkes gerçeği duyabilecek kadar gerçekçi olmuyor maalesef. İnsanla insan arasında bir köprü olabilirdi bu oysa, isteyerek yapıldığı, bir armağan gibi verilip bir armağan gibi karşılandığını elbette. Armağan olmaktan çıktığında bile her şeyin değerini yitirmesi çok garip değil mi, gerçeğin bile? Tabii ki bunu fark edemezdiniz ama, çünkü o zaman nasıl da yoksul, iskeletinize kadar çırılçıplak olduğunuzu görürdünüz. Ama bunu görmeye kimin gücü yeter ki? Kim zavallılığıyla yüzleşmek ister, ta ki bunu zorlanana kadar? Birlik diyorsunuz buna; birlik öyle mi? Birbirine tutunmak? Uçurumun iki ucundan birbirinize bağıyorsunuz birlik diye. Peki nesillerin bu uzun evriminde başka bir yola seçilebileceği bir an, en ufak bir an bile olmamış mıdır sizce? Yolların hep bir uçuruma mı çıkması gerek? Devasa güç tankı uçurma yuvarlanmadan önce onu kurtarabilecek kısacık bir an bile yok mu? Ölümünden sonra yeni bir yaşama çıkan bir yol var mı? Kaderin tersine döndüğü kutsal bir yer var mı?