Amine Erdemes

Amine Erdemes
@AmineErdemes
İnsanın içinde yemyeşil bir derinliğin, lekelenmemiş, gelişme gücünden bir denizin olduğuna, bu gücün insanın içindeki bütün ölü kalıntıları erittiğine, iyileştirdiğine ve sonsuzluğu yarattığını öyle inanmak istedim ki... Ama hiçbir şey göremedim. Bildiğim tek şey hastalıklı ebeveynlerin ve hastalıklı öğretmenlerin daha da hastalıklı çocuklar yetiştirdiği...
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Peki sizler, gerçeği dinlemeye hazır mısınız? İşin üzücü yanı, herkes gerçeği duyabilecek kadar gerçekçi olmuyor maalesef. İnsanla insan arasında bir köprü olabilirdi bu oysa, isteyerek yapıldığı, bir armağan gibi verilip bir armağan gibi karşılandığını elbette. Armağan olmaktan çıktığında bile her şeyin değerini yitirmesi çok garip değil mi, gerçeğin bile? Tabii ki bunu fark edemezdiniz ama, çünkü o zaman nasıl da yoksul, iskeletinize kadar çırılçıplak olduğunuzu görürdünüz. Ama bunu görmeye kimin gücü yeter ki? Kim zavallılığıyla yüzleşmek ister, ta ki bunu zorlanana kadar? Birlik diyorsunuz buna; birlik öyle mi? Birbirine tutunmak? Uçurumun iki ucundan birbirinize bağıyorsunuz birlik diye. Peki nesillerin bu uzun evriminde başka bir yola seçilebileceği bir an, en ufak bir an bile olmamış mıdır sizce? Yolların hep bir uçuruma mı çıkması gerek? Devasa güç tankı uçurma yuvarlanmadan önce onu kurtarabilecek kısacık bir an bile yok mu? Ölümünden sonra yeni bir yaşama çıkan bir yol var mı? Kaderin tersine döndüğü kutsal bir yer var mı?
Alfa olarak şişeden alınmış, alfa olarak şartlandırılmış bir insan, Epsilon Yarı moronlarının işini yapmak zorunda kalsaydı çıldırırdı. -çıldırır ya da her şeyi kırıp dökmeye başlardı. Alfalar, Alfa işi yaptırmak koşuluyla, tamamıyla sosyalleştirilebilirler. Epsilonlara özgü özverileri yalnız Epsilonlardan bekleyebilirsiniz çünkü Epsilonlar için bunları özveri değil, en az direniş sınırıdır. Şartlandırılması, koşması beklenen çizgi zaten çizmiştir. Elinde değildir, yazgısı önceden belirlenmiştir. Şişeden alındıktan sonra şişe de kalmaya devam eder -çocuksu ve embriyonik sağlık bağıntılarla dolu görünmez bir şişede.
Yasalar ya da güç merkezleri tarafından ne kadar korunursa korunsunlar, azınlıklar kırılgan bir durum içindedirler. Bu kaçınılmaz güvensizlik duygusunun doğurduğu hüsran, kimliğini muhafaza etmeye niyetli bir azınlıkta, kimliğini çoğunluğa karışarak onunla kaynaşmaya meyilli bir azınlığa oranla, daha hafiftir. Kimliğini muhafaza eden bir azınlık, bireyi koruyan, ona bir aidiyet hissi veren ve onu hüsrana karşı bağışıklan sıkı bir bütündür kaçınılmaz olarak. Öte yandan, asimilasyon eğiliminde olan bir azınlıkta birey, ön yargı ve ayrımcılığın baskısı karşısında tek başına kalır. Ayrıca, muğlak da olsa, aslında inkar etmenin verdiği bir tür suçluluk duygusunu yükü altında kalır. Ortotoks bir Yahudi özgürleşmiş bir Yahudi'den daha az hüsran yaşar. Güney'de ayrımcılığa uğrayan bir siyah, Kuzey'de ayrımcılığa uğramayan bir siyahtan daha az hüsran yaşar.
Psikopolitika

Amine Erdemes

, bir kitap okudu
Puan vermedi·223 syf.·
2022 46. kitabı
Yaşar Kemal
8.7/10 · 1.646 okunma