“İnsanlar okunmamış birer kitaptır. En basitleri hakkındaki hükmü bile tamamının okunmasına bırakmalı. Biraz derince olanların ise, iyice okunduktan sonra üzerinde az veya çok düşünmek lâzım.”
Yani daha başlangıçta yanlış bir hükümle işe konulan tarih , Abdulhamid’i ve onun veziri Said Pasa’yı hicvederse (alay eder yererse ) ben ona nasıl inanırım?
Kalbin benim olsun diyorum , çünkü mukadder..
Cismin sana yetmez mi ? Çabuk kalbini sök , ver !
Yoktur öte âlemde de kurtulmaya bir yer !
Mutlak seveceksin beni , bundan kaçamazsın..
“Milena, yeterince sevgi gösteremedim sana diyorsun, daha ne yapacaktın ki? yanımdaydın, bundan büyük sevgi, saygı olabilir miydi hiç?”
“Şimdi de ben seni oturtuyorum koltuğa, mutluluğumu anlatabilir miyim sözcüklerle? Ellerime, gözlerime, zavallı yüreğime nasıl anlatayım burada olmanın mutluluğunu? Benim olmanın? Oysa tutkunluğum sana değil, senin sağladığın yaşamımı seviyorum."