"Sizofreni, adi cok bilinen ama toplum tarafindan pek taninmayan bir hastaliktir. Cogu zaman insan dogdugu zaman genlerinde kendiyle birlikte onu da getirir dünyaya. Ergenlik caglarindan sonra göstermeye baslar kendini. Ice dönük, az konusan, insanlarla kolay iliski kuramayan, kendi halinde insanlardir bunlar. Genellikle cok zeki olurlar ve ders basarilari cok yüksektir. Okul birincileri bunlardan cikar. Hastalik kücük bir olayla ve ya durup dururken cikar ortaya. Önce yoğun bir sikinti hisseder hasta. Öyle bir sikintidir ki, sanki barajlari parcalayan azgin sular gibi gelir ve insanlarin hissedebilecegi her türlü agridan daha fazla aci verir kisiye.
...
En büyük yarayi duygular alir. Sanki duygularin sesinin tonu birileri tarafindan kisilmis gibidir. Ne kadar zorlasaniz da ancak bi yere kadar cikarabilirler. Zaten giderek bu ton azalir, azalir ve sonunda cogu zaman ses kesilir ve kisi ondan sonra bisey hissetmez olur. Duygulari elinden alinan biri, artik bizlerden cok farklidir. Düsünür, bilir, görür ama hissetmez. Bu yüzden sizofrenlerin yüz hatlari giderek değisir. Duygularla birlikte mimiklerde kaybolur,yüz gerilir, kirisikliklar ya hic olusmaz veya giderek kaybolur ve yüz donuklasir. Simdilerde hanimlar tarafindan sikca kullanilan botoks, sanki tüm yüze yapilmis gibidir."