Yaşamın süregelen ritüelleri; insanın varoluş amacının önündeki en büyük setlerdir. Ne denli biçimlenilmezse, o denli yayılıp budaklanır ve özgürlüğün sınırsızlığında; yaşamın ve ölümün kendiliğindenliği ile sürüklenen zamanın, zorunlu dönüşümlerinin gerçekliği kavranır. Sonrası ise olabildiğince derin bir boşluk hissiyatının sancılarından ibarettir.