El bile sallatmayan vedalarla, anlar insan,
Dünya denen bu çöplüğün, kendininki olmadığını.
Hiçbir giden geri gelmeyince, anlar insan,
Zaman denen bu hırsızın, hep ömründen çaldığını…
Aynalara sebepsiz küstüğünde, anlar insan,
Saçlarındaki beyazların kar tanesi olmadığını.
Keşkelerle dövündüğünde, anlar insan,
Gidenin geri dönme ihtimalinin olmadığını.
Nefsi üzre yaşarken öldüğünde, anlar insan,
Ölümün bile nefisten kurtuluşa çare olmadığını.
Biriktirdiği herşeyi burada bıraktığında, anlar insan,
Yanına salih amelden başka birşey alamadığını…
Son nefeste bin pişman olduğunda, anlar insan
Huzura çıkmadan tövbe etmekte geç kaldığını.
İçinden geçirip dili dönmediğinde, anlar insan,
ALLAH BİRDİR diyemeden ölüm uykusuna daldığını…