Bazı ölümler düşünce yoluyla gerçekleşir. Bazı yaşantılar hissedilmez. Anılar bazen birer boşluktur.
Kitap grubunun bana yaşattığı bir içsel yolculuk. Budala. Sever misiniz saf insanları? Kendine zarar vereceğini bile bile doğruyu yapanları? Hadi gelin size bu kitabın bunlarla bağlantısını anlatayım.
İlk olarak Fyodor Dostoyevski'i size anlatmam gerektiğini biliyorum ama bunu kitabı okurken zaten öğreneceksiniz. Fyodor Dostoyevski nin kumarbazlığı, para hırsı, dindarlığı, aşık olduğu kadını... Bu kitapta her karakter biraz Fyodor Dostoyevski
Ben incelememde ne yazacağımı tam olarak kestiremiyorum. Kitap her türlü konudan aldı çünkü. Yeri geldi Rusya'yı eleştirdi, yeri geldi insan yaşamı üzerine konuşuldu . 800 sayfanın bu kadar dolu dolu olması beni mutlu etti.
Kitap İsviçre'den Rusya'ya trenle gelen bir Budala ile başlıyor. Anlayacağınız bu hikayenin başlaması için Prens'in önceki hayatının bitmesi gerekiyordu. Ve yavaş yavaş kader dediğimiz olay gerçekleşiyor. İşte sevmediğim kısım bu. Kitap da her şey biraz kaderdi. Bile bile yenilmek ise tam olarak Prens Mişkin'e göreydi.
Kitabın kurgusu ilmek ilmek işlenmişti ve bence ne kadar az süre de okursanız o kadar iyi oluyor. Çünkü kitapta her karakter ayrı ayrı işleniyor. Hayat sadece ana karakterden ibaret değil. Genelde onun etrafında gelişen olayların ve kişilerin psikolojik analizi yapılıyor. Kitabın o bölümünü bitirmeden kapayıp giderseniz geldiğinizde kimden bahsettiğini unutabilirsiniz. Kitabın karakterleri üzerine ayrı bir inceleme bile yapılabilir . Karakterlerin kendi dünyalarında kendi ana karakter olmaları ve en iğrenç yanlarından tutunda en saf hallerini görmemiz... Kesinlikle kurmacanın ve içsel hesaplaşmanın en güzel örneklerinden biriydi.
Kitapta bir kişi dışında diğer tiplemeler asla salt değildi. Yani kitapta hiçbir karakter salt
Bazı ölümler düşünce yoluyla gerçekleşir. Bazı yaşantılar hissedilmez. Anılar bazen birer boşluktur.
Kitap grubunun bana yaşattığı bir içsel yolculuk. Budala. Sever misiniz saf insanları? Kendine zarar vereceğini bile bile doğruyu yapanları? Hadi gelin size bu kitabın bunlarla bağlantısını anlatayım.
İlk olarak Fyodor Dostoyevski'i size anlatmam gerektiğini biliyorum ama bunu kitabı okurken zaten öğreneceksiniz. Fyodor Dostoyevski nin kumarbazlığı, para hırsı, dindarlığı, aşık olduğu kadını... Bu kitapta her karakter biraz Fyodor Dostoyevski
Ben incelememde ne yazacağımı tam olarak kestiremiyorum. Kitap her türlü konudan aldı çünkü. Yeri geldi Rusya'yı eleştirdi, yeri geldi insan yaşamı üzerine konuşuldu . 800 sayfanın bu kadar dolu dolu olması beni mutlu etti.
Kitap İsviçre'den Rusya'ya trenle gelen bir Budala ile başlıyor. Anlayacağınız bu hikayenin başlaması için Prens'in önceki hayatının bitmesi gerekiyordu. Ve yavaş yavaş kader dediğimiz olay gerçekleşiyor. İşte sevmediğim kısım bu. Kitap da her şey biraz kaderdi. Bile bile yenilmek ise tam olarak Prens Mişkin'e göreydi.
Kitabın kurgusu ilmek ilmek işlenmişti ve bence ne kadar az süre de okursanız o kadar iyi oluyor. Çünkü kitapta her karakter ayrı ayrı işleniyor. Hayat sadece ana karakterden ibaret değil. Genelde onun etrafında gelişen olayların ve kişilerin psikolojik analizi yapılıyor. Kitabın o bölümünü bitirmeden kapayıp giderseniz geldiğinizde kimden bahsettiğini unutabilirsiniz. Kitabın karakterleri üzerine ayrı bir inceleme bile yapılabilir . Karakterlerin kendi dünyalarında kendi ana karakter olmaları ve en iğrenç yanlarından tutunda en saf hallerini görmemiz... Kesinlikle kurmacanın ve içsel hesaplaşmanın en güzel örneklerinden biriydi.
Kitapta bir kişi dışında diğer tiplemeler asla salt değildi. Yani kitapta hiçbir karakter salt
Bazı ölümler düşünce yoluyla gerçekleşir. Bazı yaşantılar hissedilmez. Anılar bazen birer boşluktur.
Kitap grubunun bana yaşattığı bir içsel yolculuk. Budala. Sever misiniz saf insanları? Kendine zarar vereceğini bile bile doğruyu yapanları? Hadi gelin size bu kitabın bunlarla bağlantısını anlatayım.
İlk olarak Fyodor Dostoyevski'i size anlatmam gerektiğini biliyorum ama bunu kitabı okurken zaten öğreneceksiniz. Fyodor Dostoyevski nin kumarbazlığı, para hırsı, dindarlığı, aşık olduğu kadını... Bu kitapta her karakter biraz Fyodor Dostoyevski
Ben incelememde ne yazacağımı tam olarak kestiremiyorum. Kitap her türlü konudan aldı çünkü. Yeri geldi Rusya'yı eleştirdi, yeri geldi insan yaşamı üzerine konuşuldu . 800 sayfanın bu kadar dolu dolu olması beni mutlu etti.
Kitap İsviçre'den Rusya'ya trenle gelen bir Budala ile başlıyor. Anlayacağınız bu hikayenin başlaması için Prens'in önceki hayatının bitmesi gerekiyordu. Ve yavaş yavaş kader dediğimiz olay gerçekleşiyor. İşte sevmediğim kısım bu. Kitap da her şey biraz kaderdi. Bile bile yenilmek ise tam olarak Prens Mişkin'e göreydi.
Kitabın kurgusu ilmek ilmek işlenmişti ve bence ne kadar az süre de okursanız o kadar iyi oluyor. Çünkü kitapta her karakter ayrı ayrı işleniyor. Hayat sadece ana karakterden ibaret değil. Genelde onun etrafında gelişen olayların ve kişilerin psikolojik analizi yapılıyor. Kitabın o bölümünü bitirmeden kapayıp giderseniz geldiğinizde kimden bahsettiğini unutabilirsiniz. Kitabın karakterleri üzerine ayrı bir inceleme bile yapılabilir . Karakterlerin kendi dünyalarında kendi ana karakter olmaları ve en iğrenç yanlarından tutunda en saf hallerini görmemiz... Kesinlikle kurmacanın ve içsel hesaplaşmanın en güzel örneklerinden biriydi.
Kitapta bir kişi dışında diğer tiplemeler asla salt değildi. Yani kitapta hiçbir karakter salt