"Haritasız ve dümensiz kalmış, gidiceği limanı olmayan bir gemiydi. Kendi akıntıya bırakıp sürüklenmek, en azından hareket etmek, hayatta kalmak demekti ki içini acıtan şey de zaten buydu; yaşamak. "
"Tramvayın vınlaya çınlaya kenarından akıp gittiği şu hayat, o kadar uzak, o kadar gerçekdışı geliyordu ki yanından geçtiği kilisenin taştan yapılma koca çan kulesi tam o anda un ufak olup tepesine inse kafasını çevirip bakmazdı bile. "