Bir başka hasta sevgi biçimi de insanın kendi sorunlarından kaçmak için izdüşümü metodunu kullanarak "sevdiği" insanın eksik ve zayıf yanlarıyla ilgilenmesidir. Bu durumda bireyler grupların, ulusların, dinlerin davrandıkları gibi davranırlar. "Kendi kusurlarına aptalca bir neşeyle göz yumarken, karşısındaki insanın en ufak kusuruna bile çok büyük duyarlılık gösterirler." Her zaman diğer kişiyi düzeltmeye ve suçlamaya çalışırlar. Eğer her iki kişi de çoğunlukla olduğu gibi böylesi davranış içine girerse, sevgi bağlılığı karşılıklı suçlama edimine dönüşür.
"Sevgi ister başkalarının uydurulmuş yaşamlarını açlıkla paylaşarak olsun, ister yaşanılan anda, geçmişe ya da geleceğe atılarak yaşansın, bu soyutlanmış ve yabancılaştırılmış sevgi biçimi gerçeğin, tek başınalığın, ayrı olmanın kişiye verdiği acıyı uyuşturmaya yarar. "
"Kant'ta net bir şekilde belirtildiği gibi eşitlik, hiç kimsenin bir başkasının amacına araç olmaması anlamını taşır. Bu tüm insanların birbirleri için araç değil amaç, sadece amaç oldukları zaman herkesin eşit olacağı anlamına gelir. Kapitalist toplumda eşitliğin anlamı değiştirilmiştir. Eşitlikle kastedilen, bireyselliğini yitirmiş insanların, otomatların eşitliğidir. Bugün eşitlik "birlik" ten çok "aynılık" anlamına gelmektedir. Bu soyutlamaların aynılığı, aynı işte çalışan, aynı biçimde eğlenip aynı gazeteyi okuyan, düşünceleri, duyguları aynı olan insanların aynılığıdır. "
Nevzat Tarhan'ın çok samimi ve akıcı bir anlatımı var. Çok rahat ve hızlı bir şekilde okunuyor. Okurken anlayıp, anlamlandırma da hiç zorluk çekmiyorsunuz. Aslında çoğumuzun bildiği ancak uygulamada sıkıntı yaşadığı durumlar diyebiliriz. Eşler arasında ki ilişkilere açıklık getirildiği gibi çocuk yetiştirme konusunda da kıymetli anektotlar paylaşılmış. Okumaya ve zaman harcamaya değer bir kitap.