Eskiler yalnız, fiile geçmeyen ve istekte kalan fikir adamları yetiştirdiler. Çocukça hevesleri arkasından kütleleri uçuruma sürükleyen fikirsiz fiil adamları yetiştirdiler. Bu iki insan birbirine yabancı ve düşman kaldı: Fikir boş yere feryat etti ve fiil delice, halkı birbirine kattı. Yirmi asrın bu eski derdi bugün de kapanmış değildir.
Ruhun olgunluğu istemek ve yapmaktır. Kafa yumruğa kölelik edince, bütün asaletini kaybedecektir. Yumruk kafanın hükmünü asla kabul etmeyecektir. Biz bu iki eksik hakikati ruh ve bedenin bütünlüğünde birleştirmek istiyoruz.
Gömleği olmayan mutlu adam neye yarar? Bize gömlekli mutluluk lazım! Biz kötülüğe gücü olmadığı için iyi olan insanı istemiyoruz. Biz köşesinde oturan ve zayıflığından kimseye zararı dokunmayanı değil; güçlü olanı, sonsuzca isteyeni ve bundan dolayı iyi olanı istiyoruz.
Mümkün mü ki ibadet bizi inanmaya götürmesin, zâhitlik bizi tasavvufa sevk etmesin? Yaparken inanmasak bile yaparak inanırız. İcra etmek, ruhun koşu meydanında yarı yolu almak demektir. "İlmile âmil" olmaya ne lüzum var! Biz zaten eylemimizden ilmimizi çıkarıyoruz. Bir millete putlarını kırdırmak için, tapınağın kapısını unutturmak yeter.
.
*İlmile Amil: Bilgisi ve söyledikleriyle yaptıkları birbirini tutan.