Barış

Barış
@Ankh
so long! and thanks for all the fish
10/10
·78 syf.·
2018 30. kitabı
Bela tarr. 2011'de sinema hayatına Torina Atı'nı bırakarak veda etti. Veda etmedi aslında yeni çağ toplumunun beklentilerini karşılayamadı, ya da karşılamak istemeyip sinemadan elini ayağını çekti. Nitekim bu despot çağın insanları çamuru, kasveti, kaosu, damarlarımızdan girip beynimizin atom altı parçacıklarını bile kontrol eden bir gücün varlığını bilmek istemedi, daha çok renkli tasvirleri seçti. Nerdeyse bütün filmlerini siyah beyaz çeken, uzun-kısa metrajli filmleri dahil olmak üzere tamamında çok az diyalog vardı. Bazen 10 dakka boyunca insanların rüzgara karşı yürüyüşünü, bazen yarım saat sadece yaprakları sakin bir uğultu ile titreşen ağacı izlettirdi. Bunların hepsi bilinçli olarak yansımıştı kameranın odaklarına. Filmlerinde kainatı bir bozulmuşluk olarak verir, karanlık ve kaotik bir alem vardır. [atın akıbeti, şehre gelen panayır-balina, karhozat'ta karrer'in yalnızlık güdüsü (köpekleşmesi, aşağılanması, bir köşeye fırlatılması.. )] Ayrıca Tarr'ın karakterleri çirkindir. Bir gazeteci neden çirkin oyuncuları seçtiğini sorduğunda ; Tarr, gülerek "İyide benim halkım böyle zaten" demiştir. Karakterler macaristan'ın, orta avrupa'nın yani dünyanın tam kalbinden (çamurun içinden, sisten, felaketten, kıyametten, ölümden) doğar. Durum böyle olunca filmleri her ne kadar büyük bir kesime hitap etmesede sadece görüntü ve tasvirlerle zihinsel istifrarın sekanslarını çarpıcı biçimde sunar Kitaba geleceksek, hakkında çokça yazı okuyup daha fazlasını ararken rastladım. Tarr'ın sineması hakkında her ne kadar akademik yazılar okumuş olsamda Ranciere'ın felsefeyle içselleştirerek kare kare analiz yapıp genel çerçevenin ana hatlarını aktarması ve bunu yaparken de Tarr'ın sinema algısını çok iyi çözümlemesi tarr'ın filmlerine karşı daha birikimli bir şekilde şekilde izleme
Kültür-Sanat
Bela Tarr, Ertesi ZamanJacques Ranciere · Lemis Yayınları · 201672 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·112 syf.·
2016 16. kitabı
Mısır’lı bir fahişe olan Firdevs’in acılar ve zorluklarla dolu hayat hikayesini bizlere aktaran ve gerçekten insanı çok derinden etkileyen bir kitap.. Yazar, Firdevs ile idam edileceği gün kanatır cezaevinde tanışıyor. Yaşamının başından beri Ailesinden -babasından-, amcasından, amcasının zorla evlendirdiği yaşlı bir adamdan, ve ondan sonra hayatın gerçek acıları ile yüzleşen bir kadının korkusuzca ölüme gitmesini ve yaşamayı toptan reddedişini ayrıntılarıyla sürükleyici bir biçimde anlatmış. ‘Toplum bir bireyi nasıl suça itekler’ sorusunun en güzel cevabıdır bu kitap. tabii erkek egemenliğinin baskın olduğu bir toplumda Kadının yalnızca bir cinsel obje ve para ile satın alınan bir maldan farksız olduğunun en acı örneğidir Firdevs. Keşke bütün okullarda zorunlu okunması gereken bir kitap olsaydı, belki kadınları biraz anlardık, belki empati kurabilirdik, belki bu kadar iğrenç insanlar olmazdı.. Defalarca okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum çünkü sadece beni değil okuyan bir çok arkadaşımı da çok derinden etkileyen bir kitap.. Son olarak Yazarın giriş kısmında Firdevs ile ilgili yazdıklarını söyleyemeden geçmeyeceğim.. ‘’Firdevs, umarsızca en karanlık sona doğru çekilmiş bir kadının öyküsüdür. Bütün zavallılığına ve umarsızlığına karşın bu kadın, benim gibi yaşamının son anlarına tanık olan herkese, yaşama, sevme ve kendilerini gerçek özgürlük haklarından mahrum bırakan bütün güçlere karşı direnip bu güçleri yenme isteği vermiştir.’’
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,4bin okunma