İlk kez kullanılmamdan hemen önce ne düşündüm, biliyor musunuz? Tanrı'nın ellerinde olduğumu," demişti. "Tanrı'yı sevdim ve O'nun sevgisine inandım. Komik, değil mi? Tüm savunmamı bir kenara bıraktım. Kendim ve yaşananlar arasında Tanrı aşkı dışında hiçbir şey yoktu. Sonuçta tecavüze uğradım. Tanrı önünde çıplaktım ve tecavüze uğradım."
Biz insanları birbirimiz hakkında kötü düşünmeye bu kadar hevesli kılan nedir? Giuliani o gece kendine bunu sordu. Bizi buna aç hale getiren ne? Başarısız olmuş idealizm, diye tahmin yürüttü. Ken dimizi hayal kırıklığına uğratıyor, sonra da etrafımızda başka başarısızlıklar arayıp kendimizi ikna ediyoruz: Bir tek ben değilim..
Pek çok şey beklediğinden daha zor olmuştu. Mesela, aklını yitirmek ya da ölmek. Nasıl hala hayatta olabilirim? diye düşündü.
Felsefi bir meraktan çok, tek istediği ölümken onu hayatta tutmak için güçbirliği yapan fiziksel dayanıklılık ve düpedüz talihsizliğe karşı derin bir öfke içindeydi. Gecenin karanlığında yalnız başına, "Birinden biri gidecek," diye fısıldadı. "Akıl sağlığım ya da ruhum ... "
Gökyüzünde oraya buraya dağılmış yıldızlar, belli belirsiz bulutlar ve solgun, batan bir ay var. Hepsi birbirinden farklı ama gökyüzünde hepsine yer var. Tıpkı dünyada her türden insana bir yer olduğu gibi. Eğer ait olduğuma inanırsam, kendi yerimi de bulabilirim.