Ama şöyle bir şey aklına geldi; aşkta yarın olmadığına göre, düş kurmak çıkarcılık değil miydi? O zaman aşkın saflığı nerede kaldı? Aşk karşılıksız değil miydi
Alçakgönüllü, saygılı olan Her gün Tanrısal görevlerine dikkat eden Ziusudra’ya Tanrı Enki der ki: Duvardan bir söz söyleyeceğim sana, sözümü tut Kulak ver söyleyeceklerime! Bizden bir Tufan kült merkezlerini kaplayacak İnsanlığın tohumu yok olacak Tanrılar meclisinin, sözü karardır. An ve Enlil’in emirleriyle Krallık, hükümdarlık son bulacaktır.
Her gelen medeniyete bağrını açmış ve kucaklamıştı. Ama insanoğlu
her şeye ihanet ettiği gibi, ona da sırtını çevirip yüzüstü bırakmıştı.
Ovanın hemen bitişiğinde yükselen bu kadim kent; adeta “Ben bura-
dayım, geçmişim görkemliydi ve bunun kanıtını istiyorsanız işte benim
varlığım” diyordu. Nusaybin ve civarındaki halk, burayı cinlerin şehri olarak kabul ederek, ihanet ettikleri kenti her çarşamba günü ziyaret edip ondan medet umarken; belleğini yitirmemiş Gırnavas hiç
kimseye yüz vermiyordu artık. Her ne kadar insanlar tepenin etrafın-
da birkaç tur atarak dertlerine derman arasalar da eski kent küsmüştü
bir kere.