Ruhtaki kırıklar, çatlaklar fiziksel bir durum değil ki röntgen çekip kemikteki kırık ve çatlaklara baktığımız gibi bakıp söyleyelim. Kızınızın ayak tarak kemiğinde orta hasarlı parçalı bir kırık oluşmuş, der gibi, efendim 8 yaş 3 aylıkken anne- baba kavgası sırasında yaşadığı korku ve panik duygularıyla orta hasarlı duygusal travma sonucu kızınızın ruhunda derin kırıklar oluşmuş denmiyor ki.
Her güzel şeyin mayasında bulunan, her dokunuşu, bakışı, duyumu güzelleştiren, her ilişkiye can veren, anlam katan bir iksir gibiydi aşk. Yokluğunda ise tanımlanamayan, açıklanamayan bir yavanlık vardı ortamı saran, görünmeyen ama hissedilen. Aşk olmadan da işler görünürde yürüyor, ürün ortaya konuluyordu. Ama aşkla ortaya konulan iş, aş, ürün, ilişki bir başka oluyordu. İnsan ilişkilerindeki aşksızlık ve sevgisizlik bir ruhsal kuraklığa sebep oluyordu. Ancak bu duyguları tadamayanların bildiği, alışkın olduğu bir çoraklık, kuraklık...
"Bu saatten sonra sevgi, aşk düşünecek lüksümüz var mı bizim Defne hanım?" diye soruyordu kadıncağız. Hangi saatten sonra düşün diye, düşündü Defne. İnsanın buna ihtiyaç duymadığı bir an olabilir miydi? Sevgiyi ihtiyaç dışı bir lüks olarak değerlendirmek mümkün müydü?