Güvenilirliğinizi kişisel hayatınızın ayrıntılarını açıklamakla sağlıyorsunuz,
bakışları bireylerinin tümü üzerine çevrilmiş kalabalık önünde gizleyecek bir
şeyiniz yok.
Günümüzün ‘aç kendini!’ toplumunda, yaralarımızı göstermemiz, o yaraları da
bir ‘başarı öyküsü’ne dönüştürmemiz bekleniyor. Gönül burukluğunu dahi
pazarlayabilen bir iktisat karşısındayız.
Modern hayat bize ilişkinin değil işin öncelikli olduğunu telkin ediyor. Oysa çocukların anne babalarıyla çok yakın ilişkiye ihtiyaçları var. Erken dönemlerinde anlamlı bir bağlanma ilişkisi geliştirememiş
kişiler, başka insanlarla özdeşim kuramıyor. Bu kişiler başka insanların da
gerçek duygularının olabileceğini fark edemiyor ve bazen ölçüsüz saldırganlık
gösterebiliyorlar.
Modern dünyada dikkate almamız gereken seçenekler artmıştır ve
reddettiğimiz seçenekler, tüm albenileriyle bize uzaktan göz kırpmaya devam
etmektedir. Aklımız onlarda kaldığı için, seçtiğimiz şeyden sağladığımız doyum
azalmaktadır. Seçmediğimiz alternatifleri ve onların muhtemel getirilerini
zihnimizden atamadığımız için, seçtiğimiz şeyin bize yaşatacağı doyum yerine,
seçmediklerimizin özlemiyle hayal kırıklığı hissederiz.