Aşk sende olan bir şeymiş, neymiş bilmiyorum, hiçbir şeye de benzetemiyorum. Bugün beyaz bir şey, insana yolunu kaybettiren hatta korkutan, boğucu bir sis gibi; yarın bir ses mesela, seninle birlikte yaşayan bir çınlama, rahatsız oluyorsun baştan, ama alışıyorsun, senin bir parçan oluyor.
Ölü babamı öpmeyi kabul etmedim.
Sakalından sandılar.
Değil.
Öpmeyi istemedim.
Tabii ki anneannem unutmadı bunu.
“Babasının naaşını son bir kere öpmeden gömdüren evlat.”
Son hiçten büyüktür anneanne, babam beni hiç öpmedi.
Evdekiler Deniz'e âşık olduğumu anlamadılar. Altı yaşında bir çocuğun aşkı bilemeyeceğini sandıklarından değil, evde varlığım hissedilmediğinden. Saydamdım, camdan bir eşya gibiydim, bana baktıklarında beni değil, arkamdaki duvarı görüyorlardı, ancak bana ihtiyaçları olunca bir varlık kazanıyordum.