Sırf ruhunu kerpeten gibi sıkıştıran bu saçma gün bitsin diye. İbre sıfırda belli belirsiz titremiş. O kadar. Belki titrememiş bile. Babası ve seyirciler kahkahalarla gülmüşler. Doktorum babasının bunu onu küçük düşürmek için yaptığını anlamış. Utançla titremiş. Hatırlayabildiği en kuvvetli duygu ânı buymuş, bizzat babası tarafından aşağılanması. Ama aynı zamanda bunun üstünde durmaması gerektiğini de anlamış. Ruhunun dibinde bir yere itmiş bu aşağılanmanın utancını. Zaten başka bir şey görmüş o an, hayatının ileride neye benzeyeceğini. Şimdi ne zaman bir şey hissetmesi gerektiğini düşünse o boks makinası geliyormuş gözlerinin önüne.
İnsan zamanın nereden dağılmaya başlayacağını bilemiyor. İnsan hayatının nereden, nasıl ve ne zaman dağılacağını tahmin edemiyor. Çünkü Sophie çok ketum, işaret vermiyor. Belki Sophie de bilmiyordur, oynuyordur bizimle, canı ne zaman ve nereden isterse oradan ve o zaman dağıtıyordur.