Biyokozmik: İnsanın biyolojik yaşamı (doğum, cinsellik, büyüme, ölüm) ile evrenin (kozmosun) ritimleri arasındaki sarsılmaz bağı ifade eder. Eliade’ye göre "arkaık insan" için yaşam sadece biyolojik bir süreç değildir; evrensel bir ritmin parçasıdır.
Görüngü (fenomen): Duyularla algılanabilen, gözlemlenebilir her türlü doğa, deney veya insan tecrübesi olayıdır. Özü gereği "görünüş"ü ifade eder; nesnenin zihinsel çabayla algılanan hâlidir. Felsefede, özellikle Kant felsefesinde, bilincin kavradığı "görünüşler dünyası"nı ifade eder ve "numen"in (kendinde şey) karşıtıdır.
Mana: Eliade’ye göre Mana, nesnelerin veya kişilerin sıradan varoluşlarından sıyrılarak sahip oldukları o "gizemli, etkili ve nesnel güç"tür. Bu kavram, her şeyden önce bir ontolojik (varlıksal) yoğunluğu ifade eder. Arkaik insan için dünya, sadece fiziksel maddelerden ibaret değildir; bazı varlıklar veya nesneler, kozmik bir gücü barındırdıkları için "gerçek" kabul edilirler. Mana, bir şeye "kutsallık" vasfını kazandıran anonim ve gayrişahsi bir kuvvettir. Örneğin, bir taşın mana sahibi olması, onun sadece bir mineral kütlesi olmaktan çıkıp, evrensel bir gücün taşıyıcısı haline gelmesi demektir. Eliade bağlamında mana, hierofani (kutsalın tezahürü) sürecinin temel yakıtıdır; bir nesne mana ile dolduğunda, o artık dindışı (profan) dünyadan kopmuş ve mutlak gerçekliğin bir parçası haline gelmiş olur.
Numina: Aslen Rudolf Otto tarafından kavramsallaştırılan ancak Eliade’nin "kutsalın deneyi" analizlerinde merkezî bir rol oynayan Numina, kutsalın insan ruhunda uyandırdığı o sarsıcı ve akıl dışı duyguyu tanımlar. Eliade, numinosum’u insanın kutsal karşısındaki dehşet (mysterium tremendum) ve hayranlık (mysterium fascinans) arasındaki git-gelleri olarak görür. Bu, insanın rasyonel olarak açıklayamadığı, kendisinden tamamen farklı olan (Wholly Other / Tamamen Başka) bir güçle karşılaşma anıdır. Numina, kutsalın sadece bir "fikir" değil, aynı zamanda insanın varlığını kökten sarsan, onu hem korkutan hem de kendine çeken ham bir deneyim olduğunu vurgular. Eliade’nin düşüncesinde numina tecrübesi, insanın sıradan zaman ve mekândan koparak "illud tempus" (o ilk an / kutsal zaman) ile temas kurmasını sağlayan o psikolojik ve ruhsal şok dalgasıdır.
Profan (dindışı): Kutsalın tam zıddı olarak konumlanan, hiçbir metafiziksel anlam veya ontolojik derinlik barındırmayan "sıradan" gerçeklik alanıdır. Modern ve seküler insanın yaşam alanı olan profan dünya, nesnelerin sadece fiziksel özellikleriyle var olduğu, zamanın çizgisel ve geri dönülemez şekilde aktığı, mekânın ise homojen (her yerin birbirinin aynısı olduğu) bir düzlemi ifade eder. Eliade’ye göre profan dünyada bir nesne sadece "şey"dir; bir ağaç sadece odun, bir kaya sadece mineraldir. Bunlar kendilerinden başka hiçbir yüksek hakikate işaret etmezler. Profan durumun en belirgin özelliği "gerçeklikten yoksunluk"tur. Arkaik insan için sadece kutsalla temas eden şeyler "gerçek" iken, profan olan her şey geçici, illüzyon ve anlamsızdır. Eliade, modern insanın profan dünyada hapsolmasını, insanın kozmik ritimden ve varoluşsal merkezinden kopması olarak niteler. Profan dünyada yaşayan birey için hayat, dikey bir derinlikten yoksun, yatay bir düzlemde ilerleyen ve sonunda ölüme çıkan amaçsız bir süreç haline gelir. Ancak Eliade şunu da ekler: Modern insan ne kadar dindışı olduğunu iddia ederse etsin, hayatının gizli köşelerinde (batıl inançlar, hobiler, bayramlar gibi) hala kutsalın ve arkaik davranış kalıplarının kırıntılarını (profanlaşmış hierofanileri) farkında olmadan yaşatmaya devam eder.
Hiyerofani: Kelime anlamıyla "kutsalın (sakralın) tezahür etmesi" demektir. Eliade’ye göre bu, dindışı (profan) dünyaya ait sıradan bir nesnenin (bir taş, bir ağaç, bir nehir veya gökyüzü), birdenbire "tamamen başka" bir şeye dönüşerek kutsallığı yansıtması olayıdır. Bir hiyerofani anında nesne fiziksel olarak değişmez (taş hâlâ taştır), ancak dindar insan için o nesne artık mutlak gerçekliğin ve tanrısal gücün bir taşıyıcısı haline gelmiştir. Eliade, bu durumu dinler tarihinin en büyük paradoksu olarak tanımlar: Kutsal olan, kendisini dindışı bir nesne aracılığıyla sınırlandırarak insanlara gösterir. En basit taş hiyerofanisinden, en karmaşık enkarnasyon (tanrının bedenleşmesi) inançlarına kadar her şey birer hiyerofanidir. Bu olay gerçekleştiğinde, o nesne artık Mana (doğaüstü güç) ile yüklenir ve insan üzerinde Numina (sarsıcı hayranlık ve korku) etkisi yaratır. Kısacası hiyerofani, "gökyüzünün yere değdiği" ve sıradan olanın ebedi olanla yer değiştirdiği o kırılma noktasıdır.
Epifani: İlahi bir varlığın, kutsal bir gücün veya derin bir hakikatin aniden ve çarpıcı bir şekilde görünür hale gelmesidir. Her epifani bir hiyerofanidir (çünkü kutsal görünmüştür), ancak her hiyerofani bir epifani değildir (çünkü hiyerofani sadece bir nesnenin kutsal kabul edilmesini de kapsar). Dini bağlamda Tanrı'nın (özellikle İsa'nın) insan formunda dünyada tezahür etmesini ifade ederken, modern kullanımda daha çok zihinsel bir aydınlanma anını ifade eder.
Ontofani: Kutsalın varlık ve gerçeklik olarak tecelli etmesidir. Yunanca varlık anlamına gelen ontos kökünden gelir. Eliade bağlamında ontofani, bir nesnenin veya mekânın kutsal ile temas ederek "gerçeklik" kazanmasıdır. Kutsal olan, kaostan uzak ve mutlak olduğu için, ontofani aracılığıyla nesneler gelip geçicilikten kurtulup gerçek bir varoluş statüsü kazanır.
Kratofani: Kutsalın bir güç veya enerji olarak tezahür etmesidir. Yunanca güç anlamına gelen kratos kökünden gelir. Eliade’ye göre bu, kutsalın insanı sarsan, dehşete düşüren veya hayran bırakan "ezici gücünün" (örneğin fırtına, yıldırım veya devasa bir kaya aracılığıyla) kendini göstermesidir.
Lingam (veya Linga): Hinduizm'de Şaivizm geleneğinde Tanrı Şiva'yı temsil eden, genellikle taş veya metalden yapılan silindirik, soyut bir semboldür. Yaratıcı ve yok edici gücü simgeleyen lingam, dişil enerjiyi temsil eden ve sıvı sunuların toplandığı "yoni" platformu üzerinde yer alır. Ayrıca, "lingam masajı" olarak bilinen, erkek cinsel enerjisine odaklanan rahatlatıcı bir masaj türünü de ifade edebilir.
Kozmokrat: Küresel ölçekte yönetim veya etki gücüne sahip, dünya vatandaşı kimliğiyle sınırları aşan, farklı kültürler ve inançlar arasında arabuluculuk yapabilen yeni nesil "dünya hükümdarı" veya "küresel yönetici" anlamında kullanılan bir kavramdır.
Vulva: Kadın cinsel organlarının dışarıdan görünen kısmına verilen isimdir; klitoris, iç/dış dudaklar, idrar yolu ve vajina girişini kapsar. Vajinadan farklı olarak dış genital yapıyı oluşturan bu bölge, cinsel haz, idrar çıkışı ve üreme fonksiyonlarında temel rol oynar. Genellikle "dış genital bölge" olarak adlandırılan bu bölge, oldukça hassas bir doku yapısına sahiptir.
Onerik/Onirique: Türkçede psikoloji ve sinema gibi alanlarda kullanılan, "rüya ile ilgili" veya "rüya gibi" anlamına gelen teknik bir terimdir.