Nöbetçiyi ikna edecek yeterli sözü olmamasından korkuyordu, hatta öylesine cesaretini yitirmişti ki çok alçak sesle şunu söylediği bile oldu, "eğer bir erkek olsaydım, her şey daha kolay olurdu."
Gözlerini aç ve bak sevgilim,
Görmüyor musun
Çürüyüp gittiğimi?
Yalnızlığımın ölümünü
Hissetmiyor musun bedeninde?
Aç gözlerini, gör bu bedeni;
Ne çok ağıtlar yaktı
Sevdanın çocukluğu için.
Ne çok dert yakındı kendine,
En sonunda unuttu ağlamayı,
Sevmeyi ve mutlu olmayı.
Ah... Sevgilim,
Mutlu olmak neydi senin tabirince?
Ben yıldızları görsem bile
Yüzüm hep asık.
Seni gördüğümde aklıma geliyor çelimsizliğim.
Beni sevseydin değişir miydi
Dünyalarımız?
Beni tanısaydın mutluluktan
Ağlar mıydın?
Seni tanısaydım
Umutlarım yeşerir miydi?
Ah, söyle sevgilim;
Aç gözlerini ve bana bak,
Çürüyüp giden
Bedenime bak
"Tanrı'nın yarattığı tabiatla yetinmek yerine onu kendi karakterine uydurup özgürce değiştirmek, güzelleştirmek, kendine özgü bir sanatsal ütopyayı gerçekleştirmekti. Başka şekilde söylersek tanrıyı oynamak ve tabiatı yeniden şekillendirmek istiyordu."