Okuduğum 2. Buket Uzuner romanı. En son "İki Yeşil Su Samuru" nu okumuştum, beğenmiştim. "SU" için aynı hisleri duyamadım malesef. Kitabın başında Yusuf Has Hacip "Kutadgu Bilig" kısımlarında okurken daha etkili bir anlatım bekledim açıkçası. Ama hevesim kursağımda kaldı diyebilirim. Kurguya anlam veremedim. Anlatım, gereksiz bir sürü detayla doldurulmuş ama konu yüzeysel kalmış. "Tadına bakmak için bile olsa bir yudum şampanyayı ağzına koymaktan çekinen Tasvir'e" kısmı ve sonrasında gelen Ümit Komiser' in onu rahatlatmak için bardağın yarısını içmesi cümleleri; hala acaba diye aklından geçiren bana anlam verememenin nirvanasını yaşattı. İşin kötü tarafı Kitap devam kitabı "TOPRAK" ile birlikte hediye geldi. Şuan araya en az 3 kitap koymayı düşünüyorum :)
" Göklerde özgürce uçan kuşlara özenen tavşanın biri, kuş gibi uçayım derken uçurumdan düşmüş, tavşanın çıtır çıtır kemirerek yediği havuca özenen bir kuşsa tavşan olmaya çalışırken havucu parçalayacak dişi olmadığından boğulmuş, ikisi de ölmüştü." Bu yüzden herkes kendi kalmalı, dedi ninem bana. "Hayatta en iyisi, başkaları gibi olmaya çabalamak yerine kendin gibi kalmak, kendine ve başkalarına hayırlı kılmaktır. Kendine hayrı dokunan kutludur, başkalarına da hayrı dokunur ki, daha da mutlu olur."