Sefiller, aç yeğenlerinin karnını doyurmak için ekmek çalan Jean Valjean'ın, 19 yıl kürek mahkumluğunun ardından yolunun hırsızlığını affeden rahiple kesişmesiyle, erdemli bir insan olmaya karar vermesiyle başlar. Valjean'in yolu daha sonra öksüz, yetim Cossette ile kesişir ve Jean Valjean Cossette'i evlat edinir.
Kitabın uzun fakat oldukça sürükleyici ve dahiyane bir kurgusu var. Kitapta çok fazla karakter varmış gibi görünse de kurgunun sonunda bütün karakterler birbirlerine ve Jean Valjeana dahiyane bir biçimde bağlanıyor. Öyle ki kurgudan etkilenmemek mümkün değil. Victor Hugo'nun karakter analizleri çok başarılı, insani duyguları anlatışı zaten muazzam. Kitabın son derece heyecan verici ve sürükleyici bir olay örgüsü var. Kitapta ana kurguyla oldukça başarılı bir şekilde bağlanan tarihi bir anlatımda bulunuyor. Arka planda Fransız Devrimi sonrası toplumun durumunu, 19 yüzyıl Parisini, Napolyon Fransasını, Waterloo savaşını adeta bir masal tadında okuyoruz. Yer yer bunların kesilip Victor Hugo'nun kendi kişisel fikirlerini ateşli bir şekilde bizle paylaştığı bölümler bulunmakta. Victor Hugo'nun tarihi yanı sıra toplumsal ve siyasi analizleri var romanda. Victor Hugo son derece önemli sorgulamalar yapıyor ve son derece başarılı analizleri var. Adaleti, toplum kurallarını, yasaları, vicdanı, fedakarlığı, affetmeyi, açgözlülüğü, hırsı, inancı ve inançsızlığı sorguluyor. Adalet nedir? İnsan gerçekten kötü müdür, kötü mü doğar yoksa toplum mu onu kötü bir insan haline getirir? Bu soruların cevabını arıyor Victor Hugo ve şu sonuca varıyor: " Devlet yönetiminin; toplumsal, siyasi ve ekonomik haksızlıkları devam ettiği sürece insanların çektiği acılar devam edecektir, bunların da bir sonu olmayacaktır.
Beni son derece etkileyen bir kitap oldu, en sevdiğim dünya